24 Haziran 2018, 12:06:19

Gönderen Konu: ZTK Çeyrek Final Rövanş Karşılaşması Gençlerbirliği - Bursaspor  (Okunma sayısı 4790 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

wayelemzed

arkadaşlar takımın performansı ve üretkenliği konularında hiçbirinize katılmıyorum ! diyoruz ya hep ; yenileceksek de adam gibi oynayıp yenilelim diye, merak ediyorum takımımız için bu cümleleri ne zaman zikir edeceksiniz. tabi ki hepinizin affına sığınarak söylüyorum ve görüşlerinize saygı duyuyorum ama sezarın hakkı da sezara. takımımızın bütün futbolcularını canı gönülden tebrik ediyorum. çıktılar "arslan gibi" top oynadılar. ayrıca "bulunan iki şans" golü tabirine de katılmıyorum. korner belki çalışılmıştır belki de çalışılmamıştır ama orta, el kabir'in yükselişi , petro'nun takipçiliği... bunları şansa bağlayamazsınız. hele ki ikinci gol de İrfan'ın mükkemmel asisti ve El Kabir'in mükemmel aşırtması... şans mıdır bunlar arkadaşlar ? ? ilk yarı Bursaspor top oynayamadı , doğru dürüst pozisyonları yok. bunu Bursa'ya yapan kim, tabi ki Gençlerbirliği. yoksa " Bursa gününde değildi " gibi temelsiz bir ifadeyle bu tezi savunamayız.

Bu yoruma katılmayı gerçekten isterdim ama katılmamın mümkünü yok, sebeplerini de kısaca tekrarlarsam biz golü bulana kadar rakibin iki direkten dönen topu vardı ve biz ilk yarının büyük bir kısmında hücuma dahi çıkamadık. Golleri bu oyunun etkisiyle şans olarak yorumladım çünkü oyun sadece Kabir'e şişirme anlamında gidiyordu ve özellikle ikinci gole bakarsak İrfan ve Kabir'in bireysel yeteneğiyle geldi. Şimdi bizim iyi mücadelemiz savunmada gol yememek için uğraşmaksa ben zaten bu oyunu bizim takım için kabul edemem ki o direkler ve yoğun baskı bunun göstergesi. Kabul ettiğim kısım ise mücadele ettiğimiz, kendi yarı sahamızda çırpındık, en azından sağına soluna bakarak oynayan futbolcu ilk yarı boyunca yoktu. Ama dar bir alanda top püskürtme iyi mücadele midir diye sorarsanız bence berbat bir durum. Sonuçta rakipte bizim orta saha ve hücum etkinliğimizi göz önünde bulundurursak ve seyirci avantajıyla bizim altımızda kalan bir rakip, bu oyunu kabul etmek mümkün değil. İkinci husus ise esasen takımla alakalı olmayan teknik heyetle alakalı olan husus. Yani ilk yarı bir şeyler yapmaya çalışsakta bu teknik ekibin hataları futbolculara da yansıyarak skor 2-2 ye gelene kadar tamamen dayak yedik, burada mücadele falanda bitti, hiçbir açıklaması yok bunun. Tabi Oğuz'un halı saha performansının bu maçada yansıyacağı düşüncesi de etkili oldu bunda, inanılmaz pozisyon yedik o kanattan ama ne olursa olsun toplamda bu süreci değerlendirirsek hakem etkisini bir kenara atarak teknik ekibin küçük düşünceli anlayışı takımı baya baya etkiledi ve salt oyun anlamında rakip bizden daha etkili oynadı. Bu arada özetleri izleyince kartlara ve diğer bir penaltı itirazlı pozisyona da baktım da karta gerek olmasada tehlikeli yerde yapılan ve tamamen anlamsız faulden dolayı malum şahsı, sarı kafalı ve millide olan insan taklidi yapan kişiliğin eliyle oynamasına rağmen penaltı vermeyen hakemede tekrar ne demek istediğimi yazamıyorum. Yönetim hala pasif pasif işte kınıyorum, kınayacağım, neyse önümüze bakalım havasında takılmaya devam etsin. Hakem belki şike yapıyor maçta ama biz fısıltılarla söylüyoruz haklılığımızı.

Çevrimdışı Yaşar Pınarcı

  • İleti: 212
  • Adı Soyadı: yaşar pınarcı
sanki bize inat birileri buraları okuyup inadına tersini yapıyormuş hissine kapılıyorum.bu defans kurgusu bursanın hücum iştahını iyice kabarttı.artık gına geldi. tosiç stoperde olmaz dedikçe inadına orada oynatmaları yokmu illet oluyorum.mesut hocada metin diyadinle başlayan irfan hocayla süren yeni keşifler zincirine katıldı sonucunu öğrendi.şimdi ikinci keşif hakandan sol bek yaratma keşfine giriştiler.inşallah fazla sürmez birazda oradan hezimetler yaşamıyalım.merven iyi bir yedek olabilir ama asla ilk onbir oyuncusu değil.ne kadar hatalı goller yesede ramazan kalede ilk onbirde çıkacak oyuncu (elimizde bulunan o).ferhat yedekde dururken tosici stopere alıp daha önceki maçlardada sürekli kart gören uğuru sola almak,gosso yu onsekize dahi almamak affedilir hatalar değil.gerçekden umutluydum ilk maçdada aynı senaryolar yaşandı hakeme rağmende bursanın bütün çirkefliğine rağmen doğru kadro ve doğru oyunla turu geçebilirdik.şenol güneşin dediği gibi öyle sahada üstün bursa mursa yoktu sadece bizim kenarda basiretsiz yönetimimiz vardı.hakemler konusuna girmeyeceğim,onlar ne söyleniyosa onları uygulayan piyonlar olarak görüyorum,oldum olası hazetmediğim bir fb de emre birde bursada volkan var.bunlara tahammül gösteren hakemlerede ben tahammül edemiyorum.bunların ayrıcalığı nedir bilen varsa söylesin.adam doksan dakika hakemle uğraşıyor hep nasihat nasihat.bu arada bursa taraftarı sevmediğim taraftar listesinde hızla yukarılara tırmanıyor.üstelik ankaralı yancılarına ne demeli onlar ankaraya küfür ediyor yancılarda birlikde????  yapacak birşey yok hayırlısı olsun....

Çevrimdışı Vakur Gök

  • İleti: 189
  • Adı Soyadı: vakur gök
evet Yaşar abi ben de böyle düşünüyorum. sanki teknik heyet burayı okuyup ma. günü tam tersini uyguluyor gibi bir his var bende de. ya biz hiç anlamıyoruz futboldan ya da bu adamlar ancak amatör kulüp çalıştırabilir kapasitede. yönetime zaten hiç birşey demiyorum artık ! ilhan dede aday olmayacaktı bu yıl ki kongrede, anlaşılan yine fikrini değiştirmiş !

 "Golleri bu oyunun etkisiyle şans olarak yorumladım çünkü oyun sadece Kabir'e şişirme anlamında gidiyordu ve özellikle ikinci gole bakarsak İrfan ve Kabir'in bireysel yeteneğiyle geldi."
Yılmaz, genel olarak görüşlerine katılmakla beraber takımın kötü oyunu, bireysel yetenek ve şans golü görüşlerine malesef katılamıyorum. bursanın gollerine bakarsak ; (son golü zaten saymıyorum) ilk gol tamamen bireysel yetenek, Volkan'ın mükemmel vuruşuyla top çok güzel yere gitti, ikinci golde belluşi'nin bakambu'ya can alıcı pası atması, o'nun topu 30 metre sürmesi ve Volkan'a al da at dercesine harika pası. ve zaten ikinci golü de hakan'ın orta saha da ki pas hatası, belluşi ve bakambu'nun bireysel yetenekleri sonucunda geldi. ilk yarıda Bursa baskılı filan da oynamadı. Şenol Güneş'in rüyasını görmediğime eminim. iki topları dürekten döndü ve sadece ilk 15 dk baskılı ve iyi oynadılar. onun dışında sahada bile yoklardı. maç daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçti ve sonrasında da bizim gollerimizi izlediler. yani Yılmaz, bu tartışma uzar gider. yönetim, hakem, Mesut hoca ve yapılan taktik hatalar ile ilgili söylediklerine tamamen katılıyorum. ek olarak da Gosso ve Stancu gibi oyuncuların ilk 18 'e alınmaması ve Özkahya'nın üstün çabaları sonucu yarı final umudumuz gitti işte.
hayırlısı olsun. bu hafta Karabük de galip gelip oyuncuların bize bu mağlubiyeti unutturacağına inanıyorum. saygılarımla...
« Son Düzenleme: 17 Nisan 2015, 14:44:36 Gönderen: Vakur Gök »

Çevrimdışı Cumali Çalışkan

  • İleti: 318
  • Adı Soyadı: Cumali Çalışkan
2002 - 2004 yılları arasındaki iki sezonda, Cavcav o kadar çok para harcadığımız halde bazı güçler bizi şampiyonluktan etti, madem şampiyon olamayacağız, o kadar çok para harcamaya gerek yok düşüncesine kapılarak bu tarihten sonra kurumsallaşmaya  yönelik tamamen bir kenara bıraktı...Bugünkü rekabet koşullarında, kurumsallaşamamanın getirdiği eksiklikleri ve o dönemden beri atılan yanlış adımların sonucunu daha net görebiliyoruz. Aynı dönemde diğer bir Anadolu takımı olan Bursaspor, 2004 yılında bir alt lige düşüyordu. Bugün ise 5 yıl önce elde ettiği Süper Lig şampiyonluğu ile yetinmeyerek tüm lobisiyle ve kurumsal gücüyle yeni başarılar için mücadele etmeye devam ediyor.

Şampiyonluğu bir daha hedeflemediğimiz bu dönemden sonra Anadolu takımı Bursaspor iki yıl aradan sonra lige yeniden döndüğü ve bir de üstüne tüm yerel dinamikleri ve ülkedeki siyasal iktidar çevrelerini  de arkasına alarak Süper Lig’de şampiyon olduğu halde, biz kendi yaptığımız tesisimizle ve Cavcav’ın fabrika kasasındaki parayla övünmeye devam ediyorduk, lobileşme ve camiayı büyütme adına sürekli geriye gidiyorduk..

Gelişen ve büyüyen futbol ekonomisinde  kasada olduğu söylenen paranın da bir değeri kalmamıştı. Çünkü, profesyonel liglerde takımı olan olmayan birçok Anadolu şehrinde devlet desteğiyle ve oy uğruna birçok yeni tesis ve stadlar yapılıyor, milletvekili adayları bakanlık düzeyinde olanları dahil seçim çevrelerinin futbol takımları için devlet imkanlarıyla veya itibarıyla transferler yaptırıyor ve yetmez gibi futbolcu imza törenlerinde de basına fotoğraf vermekten çekinmiyorlardı. Şehir belediyelerinin de desteğini alan diğer Anadolu kulüpleri ve devletten stad arazisi veya bizzat stad desteği alan İstanbul kulüpleri, aslında bizim sahip olamadığımız birçok imkan ile bizimle rekabete giriyor, biz ise neredeyse bedavaya diğer kulüplere verdiğimiz futbolcularımızdan gelen transfer paralarıyla ve diğer Anadolu kulüpleriyle aşağı yukarı aynı miktarlarda aldığımız reklam ve yayın gelirleriyle bu rekabette ayakta kalmaya çalışıyorduk.

Gelinen noktada, Ankara Süper Lig’de tek takımla ve 80 yıllık stadıyla temsil ediliyor ve kümede kalma dışında gerçekçi bir hedef sahibi olamıyor. İşin daha da acı tarafı, bu durumu düzeltmek adına Ankaralı hiçbir faaliyet ortaya koyamıyor, proje bile üretemiyor.

Anadolu'da bir çok şehir takımı için stad yapılırken, İstanbul'da her takım için özel bir stad bulunurken, taraftarı olmayan Başakşehir bile bu sezona kadar kendine tahsis edilmiş ayrı özel bir stadda oynamasına rağmen devlet desteğiyle Avrupa normlarında yeni bir stada sahip olurken, bugün Ankara takımları maçlarını oynayacak stad bulamıyor, Hacettepe Etimesgut’a sürülüyor, yenileneceği söylenen Ankara stadı için bile şehir dışında yer gösterilerek stadın mevcut arazisinin ranta kurban edilmesi söylentileri Bakanlık nezdinde düzenlenmiş projelerle destekleniyor .

Kulüp yönetimimizin bu yeni futbol düzeninde akıllıca politikalar üretemediği, yerel basını, yerel yönetimleri, yerel iş ve sermaye çevrelerini ve Ankara seçim çevresinden seçilen siyasileri şehrimizin kulübünü desteklemeye teşvik edemediği, taraftar desteğini artırmaya yönelik girişimlerinde yetersiz kaldığı hepimizin üzülerek ifade ettiği bir durum.

Peki biz biz Ankaralı  taraftarlar olarak kendimiz için de öz eleştiri yapmamız gerekmez mi? Senin seçtiğin belediye başkanından tut , milletvekiline kadar hiç biri Başkentli’den çekinmeden tribünde rakibi destekliyorsa, son Bursa maçı dahil protokol tribününde rakibinin şehrinin tüm milletvekilleri ve milletvekili adayları eksiksiz yer alıyorken seni ne bir Ankara milletvekili ne de bir yerel yönetim yetkilisi temsil etmiyorsa ve sen bu duruma hiçbir tepki koymuyorsan,  sen de suçlusun kardeşim!


Bursaspor'un şampiyon olduğu sezon yıllar içerisinde o zamana rastlayan o günlerde idi...

Bursaspor taraftar derneği başkanı , çok sevdiğim dostum Mesut Ağrak'ın daveti üzerine, Ankara Kalesi’nde açılan Bursaspor taraftar derneğinin şubesine katıldım. Ve bu şube açılışını yapanlar ise Ankara Büyükşehir Belediye başkanı, Bakan Faruk Çelik ve spor ve siyasi çevrelerden diğer isimler idi... Açılış ile birlikte şube içerisinde bu kişilerin sohbetini dinleme imkanım olmuştu... Tüm bu siyasi isimler Bursaspor'un o dönemki durumundan büyük memnuniyet duyuyorlardı.

Bursaspor’un şampiyon olduğu sezonda, Anadolu taraftarının haklılığını savunan  ve mücadelesini veren bizler, Bursaspor’un maçlarında takımımızın çıkıp maçı satmadan  oynamasını ve takımımızın maçı almasını isterken diğer yandan Bursasporun bileğinin hakkı ile maçlarını almasını ve şampiyon olmasını diliyorduk ve bu şekilde o sezon Gençlerbirliği , Bursaspor 'a deplasmanda galip gelmiş içerdeki maçta ise berabere kalmış ve bu durumda Bursaspor’un şampiyonluğu ile gurur duymuştuk...

Ama Bursaspor, sadece sahada üstün performans göstererek değil, sahadaki sportif başarısını lobisiyle ve kurumsal yapısıyla da koruyarak bu şampiyonluğa sahip olmuştu. O günlerden bu yana Bursaspor camiası, yerel basını, yerel belediyeleri, yerel iş ve sermaye çevrelerini ve siyasi iktidarı arkasına alması ile birlikte güçlü bir lobi oluşturmuş durumda.

2002 – 2003 sezonunda ülkemizde bu güçler sadece tarafsız olup ,doğrudan haktan yana olsalar idi biz şampiyon olmuştuk...

Bu ülkede bu işler böyle yürümekte. Gücü ele geçirirsen, güçlünün yanında yer alırsan ve lobilerin kuvvetli olur ise başarı geliyor, hakkaniyetin ve dürüstlüğün bir önemi olmadığı her türlü sahtekarlığın ve hırsızlığın prim yaptığı desteklendiği bir ülkede yaşıyoruz malesef.

Bursaspor ile geçtiğimiz günlerde oynadığımız kupa çeyrek final rövanş maçı da dahil olmak üzere Bursaspor camiasının yakın tarihte takındığı tavır ve sahip olduğu üslup bize gösteriyor ki, biz üç bizans takımıyla ve lobileriyle mücadele etmeye çaba gösterirken, Trabzonspor efsanesinin sahte Anadolu edebiyatı ile dördüncü büyük takım olma uğruna Anadolu’ya ihanet etmesinin hemen ardından bu sefer de aynı yolda ilerleyen bir başka Anadolu takımını görmek çok üzücü ve bu takımın adı Bursaspor...

Bizanslılar gibi başarı olsun da nasıl olursa olsun düşüncesi ile Anadolu düşüncesi ,felsefesi ve taraflılığından kopma noktasına gelen Bursaspor  da Trabzonspor gibi rant uğruna bizanslı olacak, yeri geldiğinde ve Anadolu takımlarına ihtiyaç duyduğunda ise Trabzonsporlular gibi biz de Anadolu takımıyız diyecekler... Yıllar önce bunun en güzel örneğini Tranzonspor Gaziantep’e karşı oynadığı birbirine yakın lig ve kupa maçında göstermiştir. Bu iki maçındaki tutumu Trabzonspor’un bu yöndeki kötü niyetliliğinin konuya en iyi örneğidir.

Not = Bu yazıyı yazarken sevgili Dostum Mesut Ağrak'ın soyismini iyi hatırlayamadığım için internetten soyismini öğrenmeye çalışırken kendisinin geçtiğimiz şubat ayında vefat ettiğini öğrendim... Üzüldüğümü belirterek , Arkadaşıma Tanrı’dan rahmet, Bursaspor camiasına ve ailesine başsağlığı dilerim...
O da olsa fena olmazda,yani kimsenin kimseye sevgisi lazım değil SAYGISI olsun yeter...

Çevrimdışı Cumali Çalışkan

  • İleti: 318
  • Adı Soyadı: Cumali Çalışkan
Eray Görgülü
egorgulu@hurriyet.com.tr
18.04.2015 Cumartesi

Yazının sadece bizi ilgilendiren bölümünü sizler ile paylaşıyorum...

DEPLASMANDAN YÜKSELEN SES: SAHİPSİZ ANKARA

Hafta içinde Gençlerbirliği - Bursaspor kupa maçını izlemek üzere 19 Mayıs Stadı'ındaydık. Maçın heyacanı , golleri bir yana da bir ara Bursaspor tribünlerinden öyle bir tezehürat yükseldi ki; her Ankaralının başını önüne koyup düşündürecek türdendi...

Ankaragücü'nün  durumuna atıfta bulunan Bursaspor tribünleri , epeyce bir süre 'Sahipsiz Ankara' diye bağırdı.

Hakikaten Başkent Ankara, deplasman tribünlerini bile düşündürecek kadar sahipsiz mi?
O da olsa fena olmazda,yani kimsenin kimseye sevgisi lazım değil SAYGISI olsun yeter...

Çevrimdışı Ozan Deniz

  • İleti: 447
  • Adı Soyadı: Ozan Deniz
Konyaspor'un Fenerbahçe'ye 4-2 yenildiği bir maç vardı. Anelka eliyle gol atmıştı, hakem fahiş hatalar yaparak 2-0 öne geçen Konyaspor'un belki de galibiyetine engel olmuştu. Konya'nın yanlış hatırlamıyorsam 11 tane milletvekili konuyu meclise taşımışlar ve kamuoyunda gündem oluşturmuşlardı.

Ankara'da geçmişten bugüne insanlar seçtikleri adamları tanımıyorlar. Oysa Anadolu'da her şehirde hangi parti olursa olsun büyük partilerin tüm aday adayları tanınır. Bizim şehrimizde halktan Ankara'ya ve Ankaralıya hizmet beklentisi olmayınca hiçbir partinin adayları ya da aday adayları Ankara hakkında herhangi bir vaatte bulunmadan partilerinin ilk sıralarından aday gösterilebiliyorlar. Önüne ne koyulsa kabul edecek, onları koyun gibi hiç itiraz etmeden destekleyecek Ankaralılar var çünkü.

Bir sözüm de şu Bizans yalakası kent hainlerine... Madem Gençlerbirliği ya da Ankaragücü ya da Demirspor ya da Hacettepe ya da Şekerspor ya da diğerleri size hitap etmiyor, bu koca şehirden bir tane takım siz kurun çıkarın da onu izleyelim hatta gelelim biz de destekleyelim. Bunlar başka memlekete gittiklerinde, Elazığsporlu, Göztepeli, Adana Demirsporlu, Trabzonsporlu gördüklerinde hiç mi utanmıyorlar, hiç mi garip gelmiyor kendi durumları, enteresan... Demiyorum illa Gençlerli olsunlar ama demiyorlar mı kendi kendilerine bizim de bunlar gibi herhangi bir Ankara takımını ucundan kıyısından da olsa desteklememiz gerekmez mi diye???