22 Kasım 2019, 11:40:29

Gönderen Konu: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu  (Okunma sayısı 2275 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İlkay Sofiyar

  • İleti: 978
  • Adı Soyadı: ilkay sofiyar
11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« : 02 Kasım 2015, 16:02:59 »
2015-2016 Sezonu
                                                           Spor Toto Süper Lig

                                                              11. Hafta Maçı



                                                                    Tarih : 06.11.2015
                                                                          Saat  : 20:00
                                                                                 Cuma
                                                                                    19 Mayıs Stadyumu
Kırmızı Kara Burası Ankara

Çevrimdışı Cenk Uslu

  • İleti: 10
  • BURASI ANKARA!
  • Adı Soyadı: Cenk U.
Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #1 : 03 Kasım 2015, 08:45:37 »
Arkadaşlar merhaba. Cuma akşamı tribünde yerimi alıp takımımızı desteklemek istiyorum. Kombine bileti olup maça gelemeyecek bir arkadaş varsa biletini bana devredebilir mi acaba? Forumu takip ediyorum ama böyle bir paylaşım kısmı bulamadım onun için maç başlığının altına yazdım.

Umarım maçtan sonra galibiyetimizin detaylarını da buradan paylaşırız.

Herkese iyi günler!..

Çevrimdışı Cumali Çalışkan

  • İleti: 318
  • Adı Soyadı: Cumali Çalışkan
Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #2 : 04 Kasım 2015, 10:44:06 »
Cenk genel olarak passolig protestosu nedeni ile zor , passolig öncesi olsa olabilirdi bizlerde de kombine yok
Maçla , camia ve spor ile ilgili paylaşımlarını tabi ki  paylaşmandan mutlu oluruz
İyi günler...
O da olsa fena olmazda,yani kimsenin kimseye sevgisi lazım değil SAYGISI olsun yeter...

Çevrimdışı Cenk Uslu

  • İleti: 10
  • BURASI ANKARA!
  • Adı Soyadı: Cenk U.
Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #3 : 04 Kasım 2015, 13:52:51 »
Passolig'i çıktığından beri ben de protesto ediyordum. Ama görünen o ki bu bela ortadan kalkmayacak ve maalesef bu protestodan en büyük zararı gören bu uygulamanın sahiplerinden de çok kulüplerimiz ve bizleriz. Televizyondan maç izlemek ile o stadyumun soğuğunda yeşil sahanın pırıl pırıl görüntüsü ve kokusu ile takımını desteklemek bir olmuyor. Dolu olmayan stadyumlar maalesef zevki ve kaliteyi çok aşağılara çekiyor.  Ayrıca yapılış ve dayatılış şekli tartışmaya kapalı bir şekilde vahim bir sistem olsa da hakkını verelim ki bedava biletler ile ya da güvenlik görevlilerinin zorla ya da bilerek aldıkları insiyatiflerle sahalara biletsiz giren ve her türlü olumsuz olayı çıkaran tebaa da artık stadyumlardan uzaklaştı. Yani biz efendi gibi takımımızı destekleyip, küfüre kavgaya vs. karışmadan stadyumda maç izlemenin keyfini çıkaracak olanlar bu sistem sayesinde biz bize maç izleyebileceğiz. Ben artık kendimi ve kulüplerimizi cezalandırmayı bıraktım ve edindim. Yine de sunuluş şekline ve uygulanışına karşı olsam da sizleri de bu ayrılığa bir son vermeye ve tribünlere çağırıyorum.

Çevrimdışı Ozan Deniz

  • İleti: 447
  • Adı Soyadı: Ozan Deniz
Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #4 : 06 Kasım 2015, 20:55:32 »
-Passolig için yanlış hatırlamıyorsam Aralık ayında bir duruşma görülecek. Bir ülkede yargı sistemi bağımsızlığını ne kadar kaybederse, mahkeme kararlarının adaletle alındığına dair şüphe de o seviyede artar. Dolayısıyla, sürekli davayı öteleyen, hakimi sürgünlere gönderilen bir mahkemenin passolig lehine alacağı karara gölge düşmesi kaçınılmazdır. Bununla birlikte, anayasa mahkemesi de daha görüşünü sunmadı. Ulusal mahkemelerden çıkacak aleyhte sonuçları uluslararası mahkemelere taşıyacağını beyan eden futbol izleyicileri var. Hukuki süreç tamamıyla tüketilene kadar protestoyu devam ettirecek birçok taraftar olacaktır. Ama özellikle Aralık ayındaki duruşmada aleyhte karar çıkarsa, uluslararası mahkemelerde devam edecek süreç çok uzun zaman alacak bir süreç olacaktır. Aralık'tan sonra herkeste aynı sabır kalmaz bence de.  İlk yıl yurt genelinde büyük bir protesto yürütüldü, doğal olarak buna biz de katıldık. Türkiye tribünleri bizi daha geçen yılın ortasında yalnız bıraktığından, bu sene oluşumumuzda passolig konusunda ortak bir karar almaya gerek duyulmadı. Hayal kırıklığımız olmadı, sadece duruş sahibi ve sorumlu bir tribün gibi davrandık. Ben de almadım daha ama bu sene daha fazla insanın içeri girmesini bekliyordum.

-Bu oluşumda ve hatta tribünde yarım asırdır maçlara giden insanlar var. Bu kulüp için Türkiye'nin dört bir yanına deplasman yapmış insanlar var. Cebinden kulübe ve camiaya servet akıtmış insanlar var. Kulüple ve camiayla ilgili sayısız organizasyona emek vermiş insanlar var. Gençlerbirliği'ni ailesinin önüne koymuş, neredeyse tüm sosyal ve özel hayatını Gençlerbirliği camiası içinden kurmuş insanlar var. Maçları 90 dakikadan ibaret görmeyen, bir maç için günlerce önceden hazırlanan ve stad dışında da maddi manevi birçok fedakarlıkta bulunan insanlar var. Gençlerbirliği uğruna kendisi veya yakınları maddi, manevi, fiziksel her türlü zarar görmüş insanlar var. Bu insanlar için kolay mıdır maçları televizyondan izlemek? Kimsenin tanımadığı birinin bu insanlara televizyondan maç izlemek ile staddan maç izlemek arasındaki farkı öğretmeye çalışmasını biraz sınırlarını aşmak olarak değerlendiriyorum ben.

-Passolig uygulaması ile e-bilet kanunu bile örtüşmüyor. Bu durumda bedava biletin, küfürün ve kavganın engellenmesi ile passolig arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Küfür eden, şiddete başvuran varsa, böyle şeyler kredi kartıyla engellenebiliyorsa, o zaman bütün ülke vatandaşları zorunlu olarak cebinde taşısın bu kartı. Ne kavga kalır, ne aile içi şiddet, ne trafikte şiddet, ne okullarda şiddet ne de toplumsal olaylarda şiddet... Benim bildiğim suç işleyene ceza, kanunla, hukukla verilir. Küfür ve şiddet bu ülke kanunlarında genel olarak passolig çıkana kadar da serbest değildi zaten. Ama hep vardı hep de var olmaya devam edecek gibi. Çıkan son kanun sporda şiddet ve düzensizliği tespit ve önleme bahanesiyle özellikli bir kanun olarak çıktı ve şiddetin, düzensizliğin ne olduğunu ve bu durumlarda ne yapılacağını o da açıklamadı. Şiddet ve düzensizlik Trabzon'daki örnekte olduğu gibi tüm hızıyla devam ediyor. Yazması gerekenler kanunda yazmıyorsa ya da kanun doğru düzgün düzenlenmiyorsa, neye istinaden insanlar cezalandırılacaklar? Passolig'i çıkaran banka, tek taraflı olarak kanun mu yazacak bize?

-Bedava biletin passoligle bitirildiği iddiasını biraz deşmek gerekiyor. Passolig bir banka ürünüdür. İçine ne kadar yükleme yaparsanız, o kadar çok biletiniz olur. Nitekim, kulüpler beleşçi tayfalarına bu yöntemi uygulamaktadır. Biz de tesislere gittiğimizde kulübün birinci ağız yöneticilerine Passoligden rahatsızlığımızı anlattık. Onlar, bize bedava passolig kartı tahsis etmeyi, bir sezon boyunca izleyeceğimiz tüm maçların ücretini de içine yükleyeceklerini taahhüt ettiler. Biz bedava bilet için gelmediğimizi, kombine biletin gerekirse daha pahalı olmasını ama passolig olmadan satılmasını istedik. Onlar da passolig bankasından para aldıklarını, onu iade etmeleri gerekeceğini söylediler. Bedavacılığı bitirdiği iddia edilen passolig işte böyle bir düzen oluşturmuştur.Adı üzerinde Banka kartıdır. İçine tüm kulüplerin taraftarına yaptığı gibi ne kadar para yüklerseniz o kadar çok biletiniz olacaktır. Diğer kulüplerde de maça kesin geleceklerin listesi alınır, kulüpteki ilgili kişiye verilir, kulüpteki ilgili kişi hesap aktarım işlemlerini gerçekleştirir, böylece şakşakçı tayfa bedavaya içeri alınır.

-Ayrıca, geçen sene bizim Büyük Belediye'nin sahibi olduğu takım birçok maçta tahliye kapılarını açarak bir sürü insanı içeri biletsiz almıştır. Karşılığında küçük maddi cezalar ödemişlerdir. Başkanı da passoligden sorumlu TFF yetkilisi yapılmıştır. Dolayısıyla, passoligin bedavacılığı bitirdiği iddiasıyla yapılacak propaganda bizim ortamımızda tutmaz. Bitirmedi ama diyelim ki azalttı, bunun passoligle bir alakası yine olamaz. Eğer herkes istediği kredi veya banka kartıyla bilet alabilecek olsaydı ya da bu kart belediyenin EGO kartı gibi düzenlenmiş, yani aracı bir kurumun işlem başına hizmet geliri adı altında menfaat temin etmediği para yüklemeli basit bir kart olsaydı ne kanuna aykırı bir durum ortaya çıkardı ne de bedavacılıkta daha az veya daha fazla bir azalma gerçekleşirdi. Passolig bir bankanın ticari bir ürünüdür, başlı başına bir sistemin adı değildir. Bonus gibi Worldcard gibi Maximum gibi herhangi bir bankacılık ürünüdür. Bir bankanın çıkardığı herhangi bir ürünün bedavacılığı, şiddeti bitirdiği iddia ediliyorsa neden kulüpler ve tribünler hala saha kapatma cezası almaktadır? Neden bedavacılığı destekleyen kulüpler aleyhinde hiçbir kanun hükmü veya federasyon uygulaması bulunmamaktadır? Neden passolig uygulanması gereken maçta stad kapısını herkese açmış kişiler passolig konusunda federasyon nezdinde yetkili yapılmaktadır?

-Yazının uzun olduğu durumlarda bazı insanlar konu bütünlüğü kuramadıkları için, bazıları da bazı insanların konu bütünlüğü kuramayacaklarından hesapla durumdan istifa edebilmek için konuyu başka yerlere çekmeye çalışmak isteyebiliyorlar. Bu da başta söylediğimi sonda da tekrarlamaya itiyor beni. Passolig boykotu geçen yılın başında kaçınılmazdı. Bu sene şu koşullar altında içeri giren kimseye bir şey denemez. Gençlerbirliği tribünü elinden geleni yapmış ve yapmaya devam eden tek tribündür bu ülkede. Ama girecek olan girecekse öylece girsin içeriye, hatta içeriye girmek için diğer insanları davet etmesi de sorun değil. Ama kimse burda passoligin bedavacılığı bitirdiği ya da bitireceği gibi kimsenin ispatlayamacağı söylemlerde bulunmasın! Belki herkes yazmak istemiyor ama bu ortamı bu camianın içinde veya Türk tribünlerinde ne döndüğünü, ne bittiğini A'dan Z'ye yaşamış, görmüş insanlar da izliyor.

-Hürmetler...
« Son Düzenleme: 06 Kasım 2015, 21:20:06 Gönderen: Ozan Deniz »

wayelemzed

Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #5 : 07 Kasım 2015, 02:37:42 »
Yaklaşık 5 maçlık aradan sonra ilk kez maçımızı izledim ve değişen bir zihniyet olmadığını yine gördüm. Maç başlarken kadromuza baktığımız zaman son bıraktığım güne göre daha iyi bir kadro gördüm, o da esasen Şifonun iki ön libero yerine tek ön liberoya dönmüş olmasıydı. Benim tercihim Skulason yerine Martinin olması gerektiğiydi ama yinede fena olmayan bir kadroydu. Oğuzla ilgili görüşlerim ise hiç değişmedi, herhangi biri (Skulason gibi) devşirilebilir o bölge için, zamanında top becerisi -3 lerde olan Cem Can'ı yamamıştı ismi lazım olmayan teknik adam diye gezinen elemanlardan birisi. Her neyse sonuçta 5 haftalık periyotta bir düzelme gözümde başarılıydı ve maçı bize kazandırabilirdi.

Maça genel olarak baktığımızda ise bizde geçmişte başarısızlıkta kariyer açmış bir teknik adam ile umutsuz bir şekilde ligde vakit geçiren sıradan bir takımla karşılaşıyoruz sonuçta ve kendi sahamızdayız. Çıkan kadroda üstte bahsettiğim gibi geçmişe göre iyi bir kadro. Her şey lehimize gözüküyordu, esasen maçın genelide lehimize oldu, çok pozisyon bulduk, çok baskı yememize rağmen son bölgede rakibe görede baya etkiliydik. Şifonun dediği gibi 2'yi bulabilsek skoru abartadabilirdik ama olmadı. Olmamasının ilk nedeni golden sonra rakibin baskısına izin vermemiz ve oyunu geride kabullenmemiz oldu, Şifo ve takımın kendine güvensizliği olarak rahat bir şekilde yorumlayabiliriz bu durumu. Her ne kadar maç öncesinde kazanmak istiyoruz desede bunun benimsenmediği net bir şekilde belliydi oyun olarak. Kazandığımız pozisyonların geneline baktığımızda ise rakibin kendi sahalarında yapmış olduğu hatalardan kazandığımız toplar olduğunu gördük. Biz geri yaslanmak yerine savunmayı önde kurup 3. bölgedeki enerji depolarımız olan Kabir ve Djalmayı kullanabilseydik pozisyonlar ikiye katlanırdı. Dezavantaj olarak savunma arkalarına atılan toplar tehlike olsada savunmamızın taçtan gol yemesine baktığımız zaman farkı açmadıkça gol yememizin çeşitlerinde de sınır olmayacak, bunun anlanması lazım öncelikle. Her neyse buna rağmen şanssızlıkla ele geçirdiğimiz pozisyonları harcadık. İkinci kırılma anı Şifo'nun çaresiz hastalığı olan oyuncu değişiklikleri oldu. Şifo gibi birine yedek kulübesi vermemek gerekiyor. Dakikalar ilerledikçe vasıfsız ve memlekette yığınla olan bir teknik adam hastalığı nüksetti ve hücum elemanını çıkarıp yerine yine bu tip teknik adamların yıldız olarak gördüğü bir ön libero aldı. Maç 1-0 da bitebilirdi, rakip maç genelinde de göründüğü gibi çok umut dolu değildi ama golü yiyince o golü çıkarma umutlarıda yarı yarıya gitmiş oldu. Diğer değişikliklerde formaliteydi zaten, benzer adamlar arası geçişler. Şifo'nun en son bıraktığım gibi derhal kovulmasını beklemekteyim mecburen. Geçen sezon Bakkal geldikten sonraki açıklamalar bu sefer Şifodan yapılıyor. Takımı zor yerden aldık işte üstüne koyuyoruz, günler geçtikte dahada iyiye gider miyiz falan olmuyor işte kısacası. Cavcav'ın bu takım için yıllar boyu yaptığı tek iyi hamle hoca kovması ama onuda çok geciktirdi bu ara. Israrla aynı isimleri getirmesi de diğer yaptığı her şey gibi berbat ama işte bir gazla yeni hoca 3-5 maç daha kazandırsa yine ligde kalırız sadece.

Bir takımın yönetimi takım başarısı için en yüksek öneme sahiptir, senelerdir başarısızlığımız nedenide bu yönetimdir ya da başkandır sadece. Yönetim karar veren kesim olduğu için önemlidir, sportif olarak ise en önemli etken teknik adamdır. Bunu kendimizden bir örnekle açıklarsak 2003 de zirveye giderken bir yönetim vardı, başı hala mevcut ancak uzantılar değişiyor ve fakat o dönemin bir önceki sezonunun ilk yarısını son 3 de bitirmiştik 3 galibiyetle, tesadüfen sezon sonu doğru bir kararla ve oyuncu çekirdeğinin aynı olduğu bir kadroyla mükemmel bir sezon geçirdik. Cavcav'dan her ne kadar ümit kesilmiş olsa da kendiliğinden gitmeyeceği gerçeği varken takım menfaatleri doğrultusunda gitmesi gereken adam Şifo oluyor. Cavcav yerine beni başkan yapsa bende direk kovarım zaten. Baxter daha iyi oyun oynatıp kovulurken Şifo hala neden kovulmadı şaşırıyorum ve anlam bulamıyorum. İlk yarının bitmesine 6 hafta var, 11 maçta 12 puan ? yarım rahatlamamız için en az 10 puan almalıyız, rakiplerin üçüde müstakbel küme adaylarıyken oldukça önemli bir düzlüğe girmiş bulunuyoruz. Tekrar etmekte fayda var, bu iş Şifoyla olacak iş gibi görünmüyor beyin nakli yaptırmadıkça.

Çevrimdışı Mehmet Ali Bakır

  • İleti: 1988
  • Adı Soyadı: mehmet ali bakır
Ynt: 11. Hafta / Gençlerbirliği - Mersin İdman Yurdu
« Yanıtla #6 : 07 Kasım 2015, 11:14:22 »
son haftalarda uykumuzu getiren takım,dün ilk defa istekli bir oyun sergiledi ama gene hocanın skoru koruma mantığıyla,saçma bir gol yiyerek 2 puanı heba etti

takım çok kötü oynadı demiyorum.son 3-4 dakika geriye yaslanılmasını normal bulabilirim ama daha bitime 15 dakika varken,el kabir gibi her şeyiyle rakip defansı rahatsız eden adamı çıkartırp,doğa'nın oyuna alınmasını mantıklı bulmuyorum

doğa,illa girecekse,oyundan cıkacak oyuncu skulason olmalıydı.tamam,el kabir'in  sarısı var ama bari onun yerine guido ya da tomic'i oyuna sürmeliydik.bu kacn puanları,umarım ligin son haftalarında arıyor olmalıyz
sor u reş