Haydi Gençler
Köşe Yazarlarımız
Osman ÖZTÜRK
Osman ÖZTÜRK
osmanozturk77@hotmail.com
Memleketin hali gibiymiş halimiz oysa…


Sakin bir Pazar günü, oturduk kendini Haydi Gençler’ li hisseden 11 kişiydik, semaverde çayımızı içtik, demlenmiş hasretlerimizi giderdik. Genciyle, (orta ) yaşlısıyla oradaydık… Boynumuz da Kırmızı Siyah atkılar, kalbimizde GENÇLERBİRLİĞİ sevdasıyla…

2 sezondur devam eden Passolig sürecinin grubumuza etkisini konuştuk, başkalarına çuvaldız batırmadan önce iğneyi kendimize batırdık. Sonuç olarak bu süreci en iyi yöneten taraftar gruplarının biri olmamızı ıskalamadan, hatalar da yapmışız kabullendik.

Yılmaz Güler
Yılmaz Güler
wayelemzed@gmail.com
Gençlerbirlği-Eskişehirspor


  Herkes maç yorumlarını kendi gözlemleriyle bir şekilde yapmış, katılmadığım yorumlarda var ancak genel olarak hocadan, kaleden, oyuncu değişikliklerinden, takımdaki istek ve arzunun dereceleri falan görülmeyecek şeyler değil tabiki. Şimdi baştan bir değerlendirelim takımı.

1) Öncelikle kadro: Şimdi takım kadrosuna baktığımızda Özkan kadroda yok. Nedeni ne bunu bilmeden bir şey diyemiyorum ancak herhangi bir sıkıntısı yokta oynatılmıyorsa Fuat Çapa'ya ne desek haklıyız. Ramazan için söylenecek şeyleri söyledik, daha ne yapalım. Burası Süper Lig ve takımlardaki kaleci ortalamalarına bakıyoruz. Yerine transfer değil sadece Özkan olsa bile şu anda kaç puan artıdan gelirdi Fuat Çapa ve Levent Zorluer hesap etsinler. Ramazan sadece yediği gollerle değil kalede pozitif hiçbir şey yapmamasından da berbat bir kaleci. Kaleci top oyuna nasıl sokulur bunu bilmeli, böyle bir gamsızlık olmaz ki. Yediği gole bakarsak Aykut'a bir şey diyor...

Alper Pınar
Alper Pınar
alper.9898@hotmail.com
ÇUVALDIZI KENDİMİZE BATIRMAK


 Gençlerbirliği taraftarı olarak kendimizi üstün, eğitimli, ilkeli, elit, belli değerleri olan ve bu değerlere sahip çıkan bir kitle olarak görürüz. Esasen  dışarıdan bakıldığında da taraftar profilimiz böyle algılanır. Acaba gerçekten bu algı doru mudur? Taraftar olarak kendimizi sorguluyor muyuz? Taraftar profilimizle ilgili gerçekler neler?
   Son zamanlarda bakıldığında taraftar sitelerimizde yönetime, takıma, teknik ekibe ve Fuat Hoca’ya, basına, hakemlere, federasyona karşı yoğun bir tepki ve eleştiri bombardımanı olduğunu görüyoruz. Yönetimin vurdumduymazlığından, takımın memur zihniyeti ile oynadığından, oyuncuların takımı basamak olarak görüp ilk fırsatta büyük takımlara kaçmak istemesinden, Fuat Hoca’nın çapsızlığından ve vizyonsuzluğundan, hakemlerin bize karşı ön yargılı olduğundan, federasyonun bizim gibi küçük tabir edilen takımları ezdiğinden,basının Anadolu takımlarına ilgisizliğinden dem vurup duruyoruz. Acaba bu serzenişlerimiz haklı mı? Bakışımız ve söylemlerimiz ne kadar isabetli?
   Taraftar olarak çok zayıf bir etki gücümüz olduğunu öncelikle kabullenmemiz...

Alper Pınar
Alper Pınar
alper.9898@hotmail.com
BAKIŞ AÇISI


Özelde toplumumuzda, genelde ise doğu toplumlarında sık görülen bir yaklaşım tarzıdır toptancı yaklaşım biçimini benimsemek. Bunun bir göstergesi olarak da milletçe bir türlü ölçüyü tutturmayı başaramayız nedense eylemlerimizde ve düşüncelerimizde. Sevinmeyi de üzülmeyi de benimsemeyi de reddetmeyi de tadında yapmayı pek beceremeyiz. Bir şeyi ya toptan reddetme ya da toptan benimseme eğilimi ağır basar insanımızda.  Tarihimize, geçmişimize, atalarımıza, siyasete, sendikacılığa, ideolojiye yaklaşım tarzımız hep aynıdır. En iyi toplumsal lider, bizim benimsediğimizdir. O, âdeta bir yarı tanrıdır. Eleştirilemez, sorgulanamaz, karşı çıkılamaz, asla laf söylenilmez bu seçilmiş öndere. En iyi siyasi parti bizim oy verdiğimizdir.  Ülkemizi en yüksek seviyelere çıkaracak cinstendir partimizin programı ve kusursuzdur. Kimsenin laf söylemesine izin vermeyiz partimize. Tarihimiz dersen şan ve şerefle doludur. Atalarımız yüzyıllarca tüm dünyaya hak ve adalet dağıtmışlardır. Hak ve hukukun egemen olması için at sırtından inmemişlerdir hiç. Tarihimize, atalarımıza, padişahlarımıza laf eden vatan hainidir bizim gözümüzde. Bu tür...

Alper Pınar
Alper Pınar
alper.9898@hotmail.com
FARKLI KALMAK MI SIRADANLAŞMAK MI?


Tanınmış yazarlardan Bayan Brooks, liseye devam ettiği yıllarda, saçların arkadan öne doğru taranması  moda olmuştu.
Bayan Brooks bunu beceremiyor, bu yüzden çok üzülüyordu. Kızını üzgün gören babası dedi ki:
“Kızım, saçlarını ortadan ikiye ayır, geriye doğru tara ve bir kurdele ile bağla, bak göreceksin, sınıftaki kızların yarısı senin yaptığın gibi yapacaklar.”

Babasının dediği gibi yaptı Bayan Brooks. Hafta sonunda, hemen hemen  her kız, saçlarını onun taradığı gibi taramaya başlamıştı. Kızını memnun gören baba, ona şu öğüdü verdi:
“Kızım herkes gibi olma! Dünyada yeterince alelâdelik var zaten.”Son zamanlarda tribünlerimizin bozulduğu,  taraftar gruplarımız ve tribünlerimiz arasında olumsuz tezahüratların arttığı, bunun da alışılagelmiş Gençlerbirliği kültürü ile bağdaşmadığı sık...

Alper Pınar
Alper Pınar
alper.9898@hotmail.com
HEP AYNI NAKARAT


Her takımın taraftarı yeni umutlar, yeni beklentiler ve yeni hedeflerle başlar sezona. Biz de Gençlerbirliği taraftarı olarak öyle başlardık her sezona. Bu sezonki heyecanımız ise geçmiş yıllara oranla çok daha farklı idi. Ankaragücü yıllar sonra dramatik bir şekilde küme düşmüştü ve bu sezon Ankara’yı süper ligde temsil eden tek takım oluvermiştik. Senelerdir devam eden düşmüş takımlardan futbolcu alma ve ortada kalmış bonservissiz oyuncular alma geleneğimizi nihayet terk etmiş,  bonservis bedeli ödeyerek oyuncular almıştık. Başkanımız, Ankara’yı süper ligde temsil eden tek takım olmamız sebebiyle kente karşı sorumluluğumuzun arttığını söylüyordu sık sık. Teknik direktörümüz büyük bir maharet göstermiş, alışılagelmiş Gençlerbirliği geleneğini yıkıp yok etmiş, ayaklar altına almış,  2. sezon da takımın başında kalmak gibi zor bir işi başarmıştı. Takımı tanıyordu, yönetimi tanıyordu, Ankara’yı tanıyordu, taraftarı tanıyordu. Geçen yıl play-off’u kıl payı kaçırmıştık...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Kaybedenler Kulübü


  Fenerbahçe maçıyla başlayan zorlu 5 haftalık periyotta, Beşiktaş maçını da atlatarak 4. maçımızı geride bırakmış oluyoruz. Bu 4 haftada aldığımız toplam puan ise 2. Zorlu geçeceğini, ligin başında ve ortalarına doğru yaptığımız puan kayıplarının bu 5 hafta çok aranacağını daha önce de belirtmiştim. Haftaya da bu hafta Ordu'da puan kaybeden Bursaspor'a konuk olacağız ve muhtemelen oradan galibiyetle ayrılmamız sürpriz bir sonuç olur. Beşiktaş maçı ise her zamanki gibi maçtan önce tribündeki rezalet ile gündemimizde. Gerçi ne İstanbul medyasının ne de rakibimizin bu durumu önemsemediğini göz önünde bulundurursak, yine kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz. Maratonun sağ bölümüne Beşiktaş atkısıyla, formasıyla, beresiyle Gençlerbirliği tribününe nasıl alındığı belli olmayan 200-300 kadar Beşiktaş'lıyı kale arkasına taşımayarak ateşle barutu yan yana tutmaya göz yuman Ankara Emniyeti, rezilliğini bir kez daha öncelikle Gençlerbirliği taraftarının, daha sonra şehirdeki tüm spor camialarının ve son olarak da tüm şehrin karşısında göstermiştir. Bir de utanmadan, kendilerine

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Hızlı Yükselen Çabuk Düşer


Başlıktaki söz, takımımızın başına yeni geçtiği günlerde Fuat Hoca'nın ağzından çıkan bir sözdür. Yavaş yavaş yukarı tırmanacağız, sağlam temeller atacak ve altyapımızdan gelecek oyuncularla bu temeli desteklendirerek iskelet bir takım oluşturacağız, demişti. İşin ilginç yanı, geçen yıl takım gerçekten bekleneni aşmış ve iyi bir yükselişe geçmişti. İkinci yarı tepetaklak olmuş, hocanın söylediği gibi hızlı yükselip çabuk düşmüştük. Bu sezon bu durum biraz daha hızlı oldu. Her ne kadar Akhisar Belediye, Karabükspor(Skibbe'li oldukları dönem...), Mersin İdman Yurdu ve içeride yenildiğimiz Elazığspor maçı gibi garip ve anlamsız puan kayıplarımız olsa da takımda bir umut ışığı ve güzel oyuna dayalı bir umut vardı. Bunda geçen yıl Fuat Çapa'nın gelişiyle takımın yükselişi ve yine geçen yılın ikinci yarısı takımın düşüşünde etkili olan Soner ve Yasin gibi futbolcuların gönderilmesinin de büyük etkisi vardı. Ne olduysa, 3-3 berabere kaldığımız Galatasaray maçından sonra oldu zaten. Ramazan'ın hataları bile o maç başladı, ki bize 3. golü yedirdi diyebiliriz...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Bir Dönüm Maçı


12 haftayı beklenenden anormal bir şekilde olsa da üç aşağı-beş yukarı istediğimiz bir noktada tamamladık diyebiliriz. Beklenmedik puan kayıpları ve yine alınan beklenmedik puanlarla birlikte zirveye yakın bir puandayız sıralamada kötü olsa da. Bu zamana kadar olan kısım bizi istatistikî açıdan memnun etmiş gibi olabilir. Ancak bundan sonrası çok önem kazandı. Sene başında fikstüre baktığımızda değerlendirmelerimizi yaparken hepimiz son 5 haftayı soru işaretleriyle kapatmıştık. Hatta bu 5 takımdan en rahat geçeceğimizi düşündüğümüz Kasımpaşa da lige mükemmel bir geri dönüş yaptı ve Metin Diyadin'le başlattığı süreci şimdi Shota ile devam ettiriyor. Bu durumda bizim son 5 haftaya yönelik korkumuz bir kat daha büyüyor. Bu zorlu fikstürde ilk rakibimiz Kadıköy deplasmanında Fenerbahçe. Son yılların en başarısız grafiklerini çizdiğimiz, Ersun Yanal'dan bu yana varlık dahi gösteremediğimiz bir deplasmana gidiyoruz. Özellikle geçen sezon, iyi giderken yaşadığımız ufak bir düşüş esnasında yine Kadıköy'e konuk olmuş ve sahadan 6-1'lik mağlubiyetle ayrılmıştık. Ondan sonra da hiçbir şekilde toparlanamamıştık...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
İki'de Sıfır, Kuddusi Müftüoğlu


2003-2004 sezonu Türkiye Kupası Finali maçında Youla'nın atıldığı pozisyonun özetini yolluyorum. Bu herifin bize olan hıncı nerelere dayanıyor, bu bizim emeğimizi çalıp götürdüğü kaçıncı maç ben sayamadım. Daha da konuşmayacağım bu hafta.

Tesadüfe bakın ki, o maç da 4-0 mağlup olduğumuz bir Trabzonspor maçı.

Sağolsunlar bir köşe yazarlığı verildi bana, beni de Yılmaz Özdil-terk bir şey yaptıracaklar bu gidişle. Takıma da, İstanbul Futbol Federasyonu'na da hepsine de yazıklar olsun.

13 haftalık performansıyla Aykut'u ve bu maçtaki "eeh yeter be" hırsıyla 90. dakikayı da koşarak tamamlayan Özgür'ü tenzih ederim.

İşte o an: http://www.vidivodo.com/video/trabzonspor-genclerbirligi/253040

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Zincirleme Hata Tamlaması


  Antalyaspor maçının ilk yarısındaki futbolumuzun ardından ikinci devreye son derece ümitli olarak başlamış ve parlak transferimiz Vlemincx'in de katkısıyla hızlıca yükseklere tırmanacağımıza yeniden inanmıştık. Aslında o maçın ikinci yarısı bile gösteriyordu o kadar da umutlanmamız gerektiğini. Nitekim Akhisar Belediyespor maçında da kendi kalemize hapsolduğumuz dakikalar var ki, "fark atarız, Vlemincx bi' 4 de bunlara atar" gibi düşüncelerimizi bir daha çıkmamak üzere derinlere gömdü. Orduspor maçına yine ümitli başladık. Kötü oynadığımız Akhisar Bld. maçında bile puan alıyorsak, Orduspor maçından en az 1 puanla dönmeliydik. Kazandığımız zaman bizi 6. sıraya çıkarabilecek bir maçtı. Olmadı. Maça çok hızlı başlamıştık. Sanırım teknik ekibimiz maçın ilk dakikalarında biraz daha pozitif futbol anlayışıyla başlayarak rakibin oyun planlarını bozmayı amaçlıyor. Antalyaspor maçında bunu tutturmuştuk. Şansın ve Vlemincx'in bireysel performansının da yardımıyla 29 dakika içinde 4-1 öne geçmiştik. Bu maçta da aynısını denedik ve ilk 3 dakikada 2 gol pozisyonundan

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Sezon Sonuna Doğru


  İstanbul Büyükşehir Belediyespor gibi, gözü kapalı 3 puanı almamız gereken bir takım karşısında sahadan 1 puanla ayrılarak olumsuz sinyalleri fazlasıyla verdik. Bu sezon geçen senenin tam tersiyiz. Güzel puanları toplayıp olası sürpriz puanlarla hataları telafi ediyorduk geçen sene, şimdi ise en saçma sapan maçların puan kayıplarını yaşayıp, sürpriz maçlarda da etkisizliğimizi koruyoruz. Tam "Her şey bitti." derken, galibiyet gelmeye başlıyor ve umutların yeniden içimize dolduğu anlarda da istikrarı bir türlü yakalayamayıp yeniden tepetaklak oluyoruz. Fuat Hoca eleştiriliyor, takım eleştiriliyor, yönetim her zaman eleştiriliyor, öz eleştiri olmadan olmaz diyip tribün de eleştiriliyor fakat sonuç çıkmıyor. Üzüldüğüm nokta da bu ki, aldığımız hiçbir karar bundan önce işe yaramadığı gibi bundan sonra da yaramayacak ve biz faturayı düzenli olarak birilerine kesmeye devam edeceğiz. Yönetim hariç... İstikrar konusunda en başarılı olduğumuz kısım da eleştiri zaten. Düzenli olarak eleştiri havamızdayız ancak gerçeğe dönüştürme sonuca ulaştırma konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Benim...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Sezon Öncesi


Öncelikle söze Hacı Anaçoğlu'nun kulüpten ihraç edilmesiyle başlayacağım. Kendisinin kulüpten 3-5 kuruşluk bir hesapla gönderilmesini şahsım adına şiddetle kınıyorum. Hani, asla hiçbir çalışana böyle bir muamele gösterilemez ama; taraftarın gözbebeği olmuş bir insan, bir büyüğüm, Beştepe Tesisleri'nde bizlere "Topları dağıtmayın, toplarla oynamayın" uyarılarıyla tanıştığım, tribünde de gönlümde ayrıca yer edinmiş bir insan olarak en azından ihraçla ilgili bir kamuoyu duyurusu bile gösterilmeksizin bir insanın ekmeğiyle oynanmasına son derece tepkili ve kızgınım. Bu konuda, futbol boyutunda çoktan tekelleşmiş ve ticarethaneye dönüşmüş kulübümüzün artık her alanda bu vizyon(suzluk)da hareket etmesinden dolayı her geçen gün aşık olduğum renklerden ve bağlı olduğum armadan biraz daha soğur buluyorum kendimi. Bunun hesabını veremeyecek insanların, benim kulübümü yönetmesinden rahatsızlık duyuyorum. Bu, her konuda olduğu gibi her sezon öncesi transfer ve kamp dönemlerinde de böyle oluyor... Geçen sezon 2 hafta kala Fuat Çapa'yla yollarımızı ayırmış...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
İlk İzlenimler


TSYD Kupası'nda sinyaller biraz olumsuzdu bana göre açıkçası. Her ne kadar ilk maçtaki mağlubiyetin gerekçeleri olsa da ve ikinci maç son 2'si uzatmalarda da gelen goller olmasına rağmen 4 golle kazansak da sezonun en başındaki korkularımı yenebilmiş değildim. Nitekim ligin ilk maçında da böyle bir sıkıntıyı yaşadık direkt olarak. Metin Hoca'ya güveniyorum çünkü güvenmek istiyorum. Çünkü öbür türlü bu yıl takımın ligde tutunabileceği en ufak bir dal kaldı diyemem. Belki her seneye orta sıralarda bitirmek ya da bir ihtimal kumaş tutarsa üst sıraları zorlamak tahminleriyle başlarız en realist yorumlar olarak ancak ben biraz daha işin tehlikeli boyutundayım maalesef. Bu sene o sene olabilir... Burada Metin Hoca'ya her ne kadar teknik adamlık olarak güvensem de menajerlik olarak güvenememe sebeplerimden birinin de etkisi yok değil. Kendisi Vleminckx'i Kayseri Erciyesspor'a kaptırmamızdan sonra "Ben ondan daha iyisini bulurum." şeklinde bir açıklama yapmıştı. Kasımpaşa'ya da Uche'yi getirmesinden dolayı şahsen umutlanmıştım ancak Stancu gibi birini getirerek ona bel bağlamamızı sağlamasıyla hayallerim suya düştü adeta....

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Muhteşem Tribün


'Şifo' Mehmet Özdilek'in takımımızın başına geçmesiyle olağanüstü bir ivme yakalayan ekibimiz bu güzel grafiği Trabzonspor maçında da sürdürdü. Şunun şurasında 3 hafta önce "küme düşeriz" diyebiliyorken bugün sanki lige iyi başlamış da son birkaç haftada aldığı olumsuz sonuçlar yüzünden bu kadar geriye düşmüş bir takım gibiyiz. Bu da bizi ard arda gelen Elazığspor, Eskişehirspor ve Trabzonspor galibiyetleriyle bir rüyaya ortak olmamıza sebep oluyor. Maça adeta 1-0 yenik başladık. Son derece şanssız ve bir o kadar da "Yine mi Ramazan" dedirten bir golden sonra, Tolga Özkalfa'nın berbat yönetimi ve akabinde gelen penaltıyla 2-0 yenik duruma düşmemiz bizi maçtan kopardı. Altını çizeyim, ilk 45 dakika kaleye duran toptan Adrian'ın kestiği top dışında şutu bile bulunmayan Trabzonspor'un 2-0 önde olması büyük bir ironi, bizim içinse büyük bir yıkımdı. Penaltıdan sonra 40. dakikaya kadar hakeme yaptığımız yoğun tepkinin içinde, birbirimizle "gitti maç" muhabbetleri yapmaktaydık. Ki, geçen yıl Kuddusi Müftüoğlu'nun yönetimindeki Trabzonspor maçından...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Devre Arasına Doğru


Diyadin'e duyulan sevgi ve saygının bir kenara bırakılması durumunda, sezonun bizim için kolay geçmeyeceği görünür bir gerçekti. Bilen bilir, bizim tribün en kötü sezonlara bile şampiyonluklar hayal ederek başlar. Belki de bunun baskın olmasında basın sözcülerimizin, yönetici kaynaklarımızın "Hedefimiz ilk 5", "Gençlerbirliği 2 yıl içinde şampiyonluk görür", "Bu sene olmazsa seneye kesin" boş bulunmalarıyla bezendiğimiz şu son 10-15 yılı düşünürsek, bizlere de aynı kültürün bulaşmış olması kaçınılmaz bir gerçek. Lâkin bu sezonun başlangıcı pek de öyle olmamıştı. TSYD'nin ilk maçından da gelen hayal kırıklığı, yerini endişelere ve küme düşmeme hesaplarına bırakıyordu. Her sene fikstürü elimize alıp, "şu deplasmandan kaybettiğimizi Ankara'da bi tane üçüzün bacağını kırarak çıkarsak... Avrupa'lık puan işte" hesapları yerini "şuralarda saçma sapan puanlar vermezsek orta sıralara çıkarız çok rahat" deme durumuna bırakıyordu. Haksız da sayılmazdık. Aykut Demir'in yerine alternatif alınmayıp Tosiç'in...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Keriz olma, PassoLig alma!


Geçen sezonun 34. haftasında Bursaspor maçının devre arasında tribünümüzü terk ettiğimiz günden bu yana, TSYD'deki 2 maç ve kupada Etimesgut Belediyespor maçı hariç hiçbir şekilde 19 Mayıs'ın yanından dahi geçmedim. O günden bu yana da girmiş olduğum "tribününe gitmediğim takımı tutuyorum diye gezmem" tripleri yavaş yavaş patlıyor içimde, başlarda "izlemediğim" Gençler maçlarını ufak ufak sağda solda sorar soruşturur oldum, özetleri takip eder oldum derken yine buluşup izlemeye gidiyoruz, evde oturup izliyor saatlerce takımı konuşuyorum. İnsan ait olduğu kültürü, değeri bırakamıyor. Kupa maçında yaptığımız tribünü göz önünde bulundurunca da özlememek elde değil içten içe. Başakşehir'i 90+5'te Tomiç'in attığı frikikle yenişimizi tribünde izleyememek mesela, o golü kutlayacağız derken kendimizi 10 koltuk aşağıda bulabilmenin keyfini yaşayamamak boğazda bir düğüm resmen. Hâl böyleyken bizi bu zevkten mahrum bırakanlara da lanetler yağdırmamak, zaman zaman argo kelimeleri içimde tutmak imkansızlaşıyor. Geçenlerde Ankara Adliyesi'nde...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
İrfan Buz'un Sihirli Değneği


Hafta arası Giresunspor'la oynanan kupa mücadelesinde ağırlıklı olarak yedek bir kadro çıkması ve sahadaki as oyuncuların da maça konsantre görünmemeleri bir tek şeyi işaret ediyordu: Takım Galatasaray'a saklıyordu kendini, nitekim öyle de oldu.  Maç tam tahmin ettiğimiz gibi bir 11'imizle başladı, tahmin ve çıkabilecek en iyi kadronun da oluşturabileceği aksaklıklar da korktuğumuz gibi gerçekleşti. Maçın ilk 5-10 dakikalık tutukluğundan sonra ardı ardına Galatasaray kalesine gittik, kaleyi yokladık ancak tam o sırada kullandığımız bir kornerden gelişen kontratakla üzücü bir gol yedik. Bunun da getirdiği moral bozukluğu ve maçın başında Doğa'nın gördüğü sarı kart sayesinde hücuma katılan Gosso'nun da bu durumdan ötürü geriye daha çok geçme ihtiyacı hissetmesi ataklarımızı sığlaştırdı. Aslında ilk yarının son anlarında bir gol bulabilseydik Galatasaray'ı çok iyi köşeye kıstırabilirdik ancak gerek Tomiç'in ağır kalışı gerek İrfan'ın kanatta oyuna müdahale şansının azalması bu şansımızı azalttı. İkinci yarıya da fena başlamadık. Stancu'nun gördüğü sarı kartın daha...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Ara Transfer Öncesi


Cavcav Başgan'ın "kimseyi satmıyoruz" çıkışından sonra aynı gün içinde 3 toplamda 4 oyuncumuzun adının farklı kulüplerle anılması bende her zamanki gibi yaprak dökümü tedirginliği yarattı. Bu çıkışlardan hemen sonra gelen oyuncu kayıplarını göz önünde bulunduracak olursak, bizi riskli bir ara transfer dönemi bekliyor diyebiliriz.

Bizim kulübün enteresan bir yapısı var. Eğer devreye rezil bir şekilde, son 3 veya son 5 gibi küme düşmeye aday konumlarda bitirirsek mükemmel transferler yaparak takımı canlandırıyoruz. Tam tersi orta sıralarda veya yukarılara oynamaya aday bir konumda bitirirsek de "takım nasılsa işliyor" rahatlığıyla...

Zafer Cem Özcan
Zafer Cem Özcan
zafizufi@hotmail.com
Hocasız Transfer Geleneği


Gençlerbirliği'nde adettendir, kadroyu genel menajer kurar ve sonra o takıma bir hoca arar. Yıllar yılı Cem Onuk bu işin üstesinden gelirdi, ondan evvel bir Hasan Çetinkaya maceramız olmuştu ki kendisini ara dönemde Fenerbahçe kaptı; o gündür bugündür arada Cavcav'la didişip kovulup geri gelmek suretiyle bu işi bizde Cem Onuk yürütmekteydi. Tabii görünürde halen yok kendisi, hâl böyle olunca Cavcav'ın yanındaki yeni kilit isim kim bu iş için diye merak ediyor insan. Transfer sezonuna hızlı başladık, giden oyuncular gelen oyuncular derken yine enteresan bir kadro kurulma aşamasındayız takım olarak. Öncelikle -bana göre- en büyük kaybımızla başlayalım: Dusko Tosiç. Sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan efsane sol bekimizi ilk olarak Trabzonspor maçı sonrası Ersun Yanal'la bir yemekte bir araya geldiği sırada gözlemlemiştik. O günden beri çeşitli kampanyalarla kendisine "dur" demeye çalıştık ancak ne biz sesimizi duyurabildik birilerine ne de o bizi duyabildi. Duysaydı da/duydyusa da çok umursanır mıydık/umursandık mı meçhul zaten, lakin Beşiktaş ani bir manevrayla Tosiç'i Trabzon uçağından İstanbul...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
ASLINDA FARK YOK…


  BJK maçına hiçbir  rasyoneli olmayan ama içimde bu maçı alırız gibi bir hisle gittim. Takımlar sahaya çıktığında hala umutluydum. Bizim orta saha oyuncularımıza baktım, eksik BJK’lılara baktım, bu takımı durdururuz dedim. Ayrıca kadroda Mehmet Sedef’in olmadığını görerek biraz rahatladım. Cem Can savunmanın sağına geçmiş, Özgür ilk on birde yerini almıştı. Azo, Petroviç, Jimmy, Hurşut ve Özgür’lü orta sahamız Fernandez’in yokluğunda BJK orta alanından kalibre olarak eksik değildi ve maçın başındaki düşüncelerimin nedenini oluşturuyordu. Ancak karşılaşma son haftalardaki maçlarımızdan farklı geçmedi. BJK maçını yorumlarken özellikle son üç maçımızı da göz önüne alarak değerlendirme yapmanın doğru olacağını düşünüyorum. Bu maçların ortak noktasını düşündüğümüzde, genellikle ilk yarılarda iyi veya iyiye yakın bir futbol oynadığımızı ancak ikinci yarılarda özellikle de 55-60. dakikalardan sonra oyundan düştüğümüzü ve rakibe çok sayıda pozisyon verdiğimizi...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
KÖPRÜYÜ GEÇERKEN…


  Bursa maçını seyrederken notlar almaya başlamıştım. Her zamanki gibi karşılaşma sonrası maç yorumumu yazacaktım. Sonra ligin ilk yarısını kapattık, bir muhasebe yapmak gerekir diye düşündüm. Bu arada forumdaki yazılara da bir göz attım ve ligdeki parlak olmayan durumumuzun yansıması olarak herkesin öncelikle hocayı eleştirdiğini gördüm. Farklı görüşler var, ve çoğunluk gitmesi yönünde tercih belirtiyor. Bu durumda geçen sezonun sonunda Fuat hocanın kalması ve uzun dönem bir çalışma planlaması yapılmasını önerdiğimden bu konuda tekrar düşüncelerimi yazmaya karar verdim. Benim bir huyum vardır, bazen en son söylemem gerekenleri ilk baştan söyleyiveririm. Belki gene birçoklarınızın hoşunuza gitmeyecek ama ben halen aynı fikirdeyim… Yani hoca kalmalı ve uzun dönem devam etmeli. Aslında gerekçelerim de pek değişmedi. Beni mazur görürseniz onları bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Ayrıca farklı bir kaç konuya da dikkatinizi çekmek istiyorum. Öncelikle gelin ülkemizdeki başarısız bulunmuş bazı teknik

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
KIRMIZI GÜLLER ve UMUT VEREN BİR TAKIM


  Sahaya çıkan kırmızı siyahlı takımımız ellerindeki kırmızı gülleri taraftarlara verdi… Bayram ve yaz tatili olmasına rağmen türibünlerde fena sayılmayacak miktarda seyirci vardı… İşte ligin ilk maçı Ankara’nın nisbeten serin ve bunaltmayan bir ağustos akşamında böyle bir ambiyansla başladı. Stada yayılan duygu insanın içine huzur verecek şekildeydi ve hepimiz güzel bir galibiyetle evimize dönme beklentisi içindeydik. Sonuç ise beklentilerimizi karşıladı.   Gerek hazırlık maçlarını ve gerekse de TSYD kupası maçlarını seyredemedim. Bu nedenle Antalya maçı yeni oluşturulan takımımızı izleme olanağı bulduğum ilk maçtı. Ligin ilk maçları bütün takımlar için zordur. Hem takım tam olarak formunu bulmamıştır hem de lige bir galibiyet ve morale başlama isteği vardır. Bizim için de bu maç farklı değildi. Sanırım bu gerginlik nedeni ile maça tutuk başladık. İlk on beş dakika Antalya topa daha hakim, pas yaparak bizim oyun kurmamızı engelledi. Bu dakikalardan sonra topa daha hakim olan bizdik. Ancak özellikle ilk yarı boyunca ne tam bir hakimiyet kurabildik...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
SICAK HAVALARDA NORMAL BÜYÜKLÜKTEKİ BARDAKLA SU İÇMEK…


  Sıcak ve nemli bir Ege akşamında ligdeki ikinci maçımızı oynadık. Bu şartlarda futbol oynamak oldukça zordur. Son yıllarda genel olarak kabul edilen, bu tür maçlarda oyuncuların kaybettikleri su ve mineralleri geri alabilmesi için mümkün olduğu kadar su molalarının verilmesinin gerekliliğidir. Ancak ben maçın hakeminin bir sakatlık durumundaki duraklamadan başka herhangi bir su molası verdiğini gözlemlemedim. Uygulamalarda herhangi bir değişiklik oldu mu açıkçası bilmiyorum. Neyse ki ağustos ayını bitirmeye az kaldı… Yakında daha uygun şartlarda maçlar oynanabilecek… Maç sonunda hem Fuat hocanın hem de bazı oyuncularımızın havadan şikayetçi olduklarını izledik.. Bu açıklamalar bende, sanki oynanan oyunun iyi olmamasının mazeretiymiş gibi bir izlenim bıraktı. Fakat klasik deyimle rakip de aynı şartlarda sahadaydı… Dolayısıyla kötü oyunun açıklaması için bu tip mazeretlere baş vurulmaması gerekir diye düşünüyorum. Evet bu maçta iyi oynamadık. Oyun kurmakta zorlandık, gol pozisyonu üretemedik....

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
KAYSERİ VE İSTANBUL BELEDİYE SERİNİN BAŞLANGICI MI?


  Geçen hafta 4 günlük bir tatil için Ankara dışındaydım. Zamanı iyi ayarlayamadığım için maalesef Kayseri maçımızı seyredemedim. İçimden tam da kaçırılacak maçmış dedim! Iphone’dan gollerimizi izledikten sonra üzüntüm daha da arttı. Hemen bir şeyler yazayım diye düşündüm. Ancak seyretmediğim maçın neyini yazabilirdim… Hevesim kursağımda kaldı ve bu haftayı bekledim. Bu arada haydigencler.com’un forum kısmındaki yazılara bir göz attım. Maç için hangi yorumlar yapılmış diye. Dikkatimi bu galibiyeti sanki biraz küçümser nitelikteki bazı yazılar çekti. Kayseri’nin kupada üçüncü lig takımına elenmesi ileri sürülerek fazla heveslenmeyelim anlamına gelen ifadeler vardı. Benim düşüncem hangi maç olursa olsun bu ligde alınan her üç puanın çok önemli olduğu… Çünkü hangi takımın ne zaman kime puan kaybedeceğini kestirmek mümkün değil. Ancak yine de bu yorumlardan etkilenmediğimi söylersem doğruyu ifade etmemiş olurum. İçimde bir şüphe ve heyecanla televizyon başına geçip İstanbul Büyükşehir...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
HANEMİZE +1


  Maalesef geçen hafta da Galatasaray maçını seyredemedim. Maç öncesi lig TV’yi aradım, kayıt yaptırıp ertesi gün izlemek istedim. Ancak lig TV yetkilileri kayıt yapılacağını söylemelerine karşın eve döndüğümde boş kayıt menüsüyle karşılaştım. Sonuç olarak izleyemediğim maçlardaki kısa bilanço şöyle oldu: Daha önceki kayseri maçında dört, Galatasaray maçında da altı, toplamda canlı olarak izlenemeyen on gol… Ne diyelim?.. Canımız sağolsun, darısı izlenecek diğer maçlara… Haftalar ilerledikçe takımlar oturmaya ve ligdeki maçların da zorluk dereceleri artmaya başladı. Bir de buna puan kaygısı eklenince, futbol olarak olmasa da mücadele düzeyi yüksek maçlar izlemeye başladık. Önceki haftaki yazımda Kayseri ve İstanbul Belediye maçları çıkışımızın başlangıcı olsun demiştim. Serimiz belki galibiyetle devam etmedi ama kendi evimizde de olsa Galatasaray ve zorlu Karabük deplasmanından puanla çıkarak bir anlamda yenilmezlik serisine devam ettik. Bayramın son günü, güzel...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
SKORU BELİRLEYENLER….


  Futbolun her zaman süpriz sonuçlara açık olduğu bilidiğimiz bir gerçek ve maçlar oynanmadan kazanılmaz yaygın bir futbol değimi… Elazığ maçı ile tekrar bu durumu yaşadık. Karşılaşma öncesinde arkadaşlarımdan çok sayıda telefon ve mesaj aldım. Hocam bu maçta fark olur mu diye soruyorlardı. Ben ise bu tip maçların süprize açık maçlar olduğunu söyleyerek temkinli davranmaya çalışıyordum. Fakat içimden farklı olmasa da kazanabileceğimizi düşünüyordum. Maçın geneline baktığımızda, daha önceki bir çok karşılaşmada olduğu gibi, ilk ve ikinci yarıdaki futbolumuz tamamen farklıydı. İlk yarıyı iki farklı önde kapayabilirdik, ikinci yarıda ise iki hatta üç farklı mağlup olabilirdik… Sanırım karşılaştığımız takımlar bizim ilk yarıdaki oyunumuzu çözüp, önlem alıyorlar ve biz bu durumu değiştiremiyoruz. Dünkü karşılaşmada bizim dışımızda gelişen çok sayıda olumsuzluk vardı. Önce Klusic’in sakatlanması, ardından da on kişi kalmamız. Ancak yine de bu durum...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
YAZ/KIŞ VE FUAT HOCANIN İKRAMI


  Yine bir Bizans maçı ve yine bir farklı malubiyet… Her maç öncesinde olduğu gibi bu karşılaşma öncesinde de endişe ve umut duygularını aynı anda hissediyordum. Maç süresince de her iki duyguyu bol bol yaşadım… Karşılaşmayı değerlendirdimizde ilk ve ikinci yarıların yaz ve kış gibi birbirinden farklı olduğunu gözlemledik. İlk yarı belki de en iyi oyunlarımızdan birini ikinci yarıda ise en kötü futbolumuzu sergiledik…İlk yarıda Özgür ve Cem Can’lı orta sahamız Fener’in oyun kurmasını engellemiş, organize ve takım oyunu ile maçın  kontrolünü ele geçirmiştik. Hızlı futbolu iyi becerebilseydik ve son topları daha isabetli kullanıp pas tercihlerini de doğru yapabilseydik ilk yarı daha farklı bir skor avantajı da yakalayabilirdik. İkinci yarıya baktığımızda ise Fener’in oyununu izleyen, iki pas yapamayan ve sonucunda farklı kaybeden bir takım olduk. Peki neden ilk ve ikinci yarıda bu kadar farklı bir görüntü verdik?

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ (Bir Çetin Altan yazısı değildir)


  Üst üste ve farklı iki mağlubiyetten sonra açıkçası içimden bilgisayarın başına oturmak gelmedi. Ancak yine de ve aslında, bu durumlarda yazmak gerektiğini düşündüğümden tekrar klavyenin başına geçtim. Trabzon karşılaşmasını On Dokuz Mays stadında her zamanki yerimden canlı olarak izledim. Zemin hafif ıslak olmasına rağmen hava koşulları maç için oldukça uygundu. İlk gözlemim Azo’nun on sekiz kişilik kadroda olmamasıydı. Zec de ilk on birde değildi ve onun yerine Artun sahadaydı. Ayrıca sakatlığı devam eden Serkan ve Mehmet Kara da on sekiz kişilik kadroda yoktu. Oyun başladı ve başlar başlamaz da bizim için bitti… Muhtemelen Petrovic de erkenden Noel tatiline çıktı… Oysa bu maça ne büyük beklentilerle gitmiştik. Bazen gerçeklerle yüzleşebilmek oldukça zor olabiliyor. Hırslı, sert ve istekli oyunculardan kurulu Trabzon karşısında nasıl da küçüldük… Mücadele gücünden ve hırsından yoksun oyunculardan kurulu bir takım olarak aslında fazlasına da layık değildik. Hezimet göz

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
ALTMIŞ BEŞ DAKİKALIK MÜCADELE…


  Kabus gibi geçen iki haftadan sonra bu hafta Kasımpaşa deplasmanında alınan beraberlik, son dakikada yenilen golle geldiğinden bir çoklarımızı üzse de beni sevindirdi. Bu karşılaşmadan önce takımımıza olan güvenimde ciddi şüpheler oluşmuş, acaba bu hafta da kötü neler olabilir endişesine kapılmıştım. Zira ikili mücadeleleri devamlı kaybeden, sert ve diri futbol oynayamayan, ayrıca gerek takım gerekse de bireysel hataların çok sayıda olduğu futbolumuzla bu karşılaşma da bizim için sıkıntılı geçebilirdi. Üst üste üçüncü hafta da kaybetseydik durumun vehametinin ne olabileceğini varın siz düşünün… Bu açıdan baktığımda Kasımpaşa gibi ligin iyi takımlarından birinden deplasmanda alınan bir puanın önemli olduğunu düşünüyorum. Maç öncesi Fuat hoca TV yorumcularına, kendimize bakmamız lazım, eksik yaptığımız işler oldu, oyun disiplininden uzak kaldık, eski çizgimizi yakalamak istiyoruz diyerek bir öz eleştiri yaptı… Bu cümleler bende hocanın takımı ciddi biçimde...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
VLEMINCKX VE ON ARKADAŞI


  Haftada beş maç seyreden ve bazen çok sayıda maç seyretmekten maçları karıştıran ben, süperlig tatile girince bir boşluğa düşmüştüm. İnanın sayılı günü beklemek zor geldi. İddiasız kupa maçları da bizim takım olmayınca açıkçası yoksunluğumu pek gideremedi. Nihayet pazar günü geldi ve hem maç seyredecek olmanın sevinci hem de yeni transferlerin merakıyla TV’nin başına geçtim. Hızlıca kadromuza göz attım ve yenilerden sadece Vleminckx’i gördüm. Doğa yedek, Tomic sakatlığından dolayı on birde yoktu. Ligin ilk yarısının sonunda takımı pek iyi bir noktada bırakmamıştık ve gerek hazırlık dönemi ve gerekse de yeni transferlerin bu durumu değiştirip değiştirmediğini test edebileceğimiz ilk karşılaşma Antalya maçıydı. Karşılaşma güneşli bir Antalya gününde başladı ve başlar başlamaz da TV’nin başında donmama neden oldu. İnanın adeta nefesim kesildi. Uzun süre maçlara ara verdikten sonra böyle bir karşılaşma ile lige başlamak herhalde sabrımızın karşılığı olmalı… Muhteşem...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
…AMA YİNE DE ÜÇ PUAN


  Süperlig maçlarını seyrederken hem taraftar yanımla hem de futbol adına izlemeye çalışıyorum. Bazen bu ikisi güzel bir şekilde örtüşürken bazen de hiç çakışmıyor. Bazen güzel bir futbolla, bazen de kötü bir oyuna rağmen kazanırken seviniyorum.  Son maçımız da maalesef ikincisi gibi oldu. Açıkçası Akhisar maçının teknik analizini yapmak içimden gelmiyor. Hem zevksiz bir maç izledik, hem de futbol olarak hala bir gelişme gösteremediğimiz bir karşılaşma oldu. Bazen böyle maçlar oynanabiliyor. Ligin sonlarına yaklaşmaya başladığımızda bu tip karşılaşmaları daha da sık izleyeceğiz. Bu sezon ligde alınan her puanın hele üç puanın ne kadar önemli olduğunu ileride göreceğiz. Ben sezonun ikinci yarısının ilk iki maçında aldığımız bu altı puanın ligde kalmamızı garantileyen puanlar olabileceğini düşünüyorum. Düşme hattının üst sınırında yer alan Elazığ 16. sırada 20 puanda. Yedinci Bursa 27 puanda. Yani kabaca iki galibiyet veya iki mağlubiyet uzaklıktalar. Arada on takım var. Buna 28-29 puanlı Eskişehir ve Kasımpaşa’yı da

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
KARAMSARLIK VE BEKLENTİLER….


  Ordu maçı aslında futbol olarak diğer maçlarımızla kıyasladığımızda kötü oynamadığımız bir karşılaşmaydı. Aldığımız sonucun oyunumuzun karşılığı olmadığını düşünüyorum. Beklenmedik gelen ilk gol oyun dengemizi bozdu. Buna Kulusic’in kırmızı kartı da eklenince Ordu’dan puanla çıkmamız önceki on kişi kaldığımız maçlardaki oyunlarımızı düşündüğümüzde imkansız gibiydi. Ancak beklenmedik bir şekilde on kişi kaldıktan sonra riskleri de alarak iyi bir baskı kurduk. Tam ümitlenmeye başlamıştım ki hem Petrovic hem de Ramazan’ın çifte hatasından kaynaklanan ikinci gol Ordu’da maçı bizim için bitirdi. Ordu karşısında oynadığımız futbolu ve skoru birbirinden ayırarak düşünebilir ve belki de ilerisi için umutlanabiliriz. Fakat şunu da unutmayalım, eksik ve moralsiz bir takım ile karşılaştık. Bu karşılaşmanın kadrosuna baktığımda ilk aklıma gelen yine defansın sağında neden Serkan’ın olmadığı idi… Bu oyuncunun sakatlık sonrası son durumunu bilmiyorum. Hoca belki de doksan dakikalık bir performans...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
İKİ MAÇ BİR ANALİZ: BİLİNMEZLİK


  Hem Eskişehir hem de Mersin karşılaşmalarını canlı olarak türibünden izleme fırsatı buldum. Ancak Eskişehir maçından sonra açıkçası içimden yazmak gelmedi. Hem üst üste ikinci mağlubiyeti almıştık hem de daha önceki karşılaşmalarda gördüğüm eksikliklerimizin, yanlışlıklarımızın tekrar aynılarını söylemek durumunda kalacaktım ki bunun da bir anlam ifade etmeyeceğini düşündüm. Mersin maçını bekleyip ondan sonra bir değerlendirme yapmanın daha doğru olacağına karar verdim. Eskişehir karşılaşmasında aklıma hep birbirine zıt düşünceler takıldı. Kötü futbol, iyi takımla karşılaşınca veya yanlış kadronun iyi taktikle mücadelesi gibi… Tahmin edeceğiniz gibi olumsuz düşünceler bizim, pozitif kelimelerse Eskişehir içindi. Gerçekten Ersun hoca bizim takımı iyi analiz etmişti. Hurşut kanatta iki oyuncuyla bloke edilmiş, orta alan birbirine yakın oyuncularla kapatılmıştı. Nitekim bunun sonucunda ilk yarıda topla daha çok biz oynar gibi görünsek de hiç pozisyonumuz yoktu. Oysa kadromuza baktığımızda, Zec, Jimmy, Hurşut ve Vlemickx gibi dört...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
FEDERASYONUN KESMEDİĞİ CEZAYI KİM KESTİ?


  Karşılaşma başlamadan önce Lig TV’deki yorumları dinliyordum. Sıra Fuat hoca ile röportaja gelmişti. Hoca, ‘duran toplardan kim başarılı olursa sonucu alır’ gibi bir cümle kullandı. Maalesef maçın sonucunu hocanın kehaneti oluşturdu ama bizim aleyhimize… Fuat hocanın maçtan sonraki düşüncelerinde ise ilk yarı pozisyon üretemesek de galibiyeti bizim hakettiğimizi ve daha çok pozisyona bizim girdiğimizi belittiğini görüdük. Ayrıca oynan futbolun ilk yarı ve ikinci yarı farklı olduğunu ve özellikle ikinci yarıda bizim daha baskılı ve daha çok pozisyon bulduğumuzu belirtti. Bütün bu açıklamalara baktığımda, öncelikle Fuat hocanın öngörüsünün doğru çıktığını ve maç sonu analizinin de itiraz edilemeyecek doğruları içerdiğini düşündüm. Ancak aklıma doğal olarak bazı sorular da takılmadı değil: Madem ikinci yarıdaki gibi futbol oynayabiliyoruz, neden bunu tüm maç boyunca en azından maçların büyük bir kısmında oynayamıyoruz? Ve madem...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
CEM CAN’IN OYNAMA ZORUNLULUĞU…


  Geçen haftaki yazımı ‘‘bakalım önümüzdeki hafta da bir şeyleri eksik mi yapacağız?’’ sorusuyla bitirmiştim. Ne yazık ki bu soruya bu hafta da vereceğim yanıt yine evet. Canlı doğasında ‘‘bilateral’’ diye bir kavram vardır. Yani hepimizin iki gözü, iki kulağı, iki kolu vs. vardır. Futbol oyununa baktığımızda bunun bazı yansımalarını görürüz. Örneğin iki bekiniz, iki açık oyuncunuz, veya tandem savunmanız olabilir. Ya da iki ön liberoyla veya ikili forvetle oynayabilirsiniz. Günümüz futboluna baktığımızda bunların vazgeçilmezi dörtlü savunma bloğu ve buna ait iki bek oyuncusudur. Bunlar defansif özelliklerinin yanında takımın hücüm gücü için de oldukça önemlidirler. Yanılmıyorsam son on, belki de on beş karşılaşmada defansımızın sağında yarım bek oyuncusu ile oynuyoruz. İlk haftalarda burada Mehmet Sedef vardı. Sedef hem defansif, hem de ofansif olarak aksadığından nihayetinde buraya Serkan monte edildi. Ve bu oyuncunun oynadığı dönemlerde takım çıkışa geçti. Daha sonra...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
AFORİZMALAR


  Böyle bir maç nasıl yorumlanır, veya yorumlanmalı mıdır? Açıkcası işin içinden çıkamadım. Fikstürün çok zor haftalarında ve durumumuz böyle kritikken bir İstanbul deplasmanından alınan bu üç puan doğal olarak çok önemli. Ancak bu şekilde kazandığımız puanlar özellikli olduğunu düşündüğümüz hiçbir Gençlerbirliği taraftarını sanırım mutlu etmemiştir. Zaten maç sonu yorumlarına baktığımız zaman da bunu gördük. Teknik direktörümüz ve sayın başkanımız içinde bulundukları ikilemi açıklayabilmek için çeşitli aforizmalara başvurdular. Fuat hoca maç sonu demecinde; ‘‘ Biz galip geldik ama maçın da bir gerçeği var’’, ‘‘Günleri şanslı ve iyi geçiren kazanır ama ligi her zaman kaliteli takımlar bir yerde bitirebilir’’ gibi veciz sözlerle durumu ifade etmeye çalıştı. Başkan ise daha lirik bir şekilde duygularını ifade etti; ‘‘ Bu gün futbolda olmayan şeyler oldu’’, ‘‘ Galibiyet Cenab-ı Allah’ın lutfuydu’’…

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
BUGÜN KARŞILAŞMAYI KAZANAN BİZDİK…


  Karabük maçı, İstanbul’da kazanılan bir Galatasaray karşılaşmasından sonra merakla beklediğimiz ve sonucunun bizim için oldukça önemli olduğu bir maçtı. Hem ligde tutunmak hem de yukarı sıraları zorlamak için muhakkak üç puan alınması gerekiyordu. Üstelik doksanıncı yılımızın kutlamaları da bu karşılaşmaya denk gelmişti. Karşılaşma öncesinde sahadaki on bire baktığımızda muhtemelen zorunluluklardan kaynaklanan değişiklikler görülüyordu. Hurşut, Özgür ve Jimmy on sekiz kişilik kadroda yoktu. Serkan savunmanın sağında Cem Can’ın yerini, Cem Can da orta alanda Özgür’ün yerini almıştı. Forvette ise Artun’u gördük…  Bu kadro her ne kadar zorunluluklardan yapılmış olsa da benim açımdan ideale en yakın kadroydu. Artun tercihi yerine iyi bir Hurşut’un kullanılması haricinde… Aslında bu karşılaşma bana kadro tercihi ile ilgili düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu da gösterdi. Bu sezon ligde en iyi ve en göze hoş gelen futbolu oynadığımız hatta aynı zamanda en çok pozisyona girdiğimiz karşılaşma her halde bu Karabük...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
ASLINDA İYİYİZ…


Geçen hafta Milli maçlar nedeniyle benim için futbolsuz geçti. Bilmiyorum, belki de Milli takımımızın şu anki durumuyla ilgili olabilir ama, artık milli maçları izlemek bana tat vermemeye başladı. Hatta itiraf etmek gerekirse Milli takımımızın son iki maçını da izlemedim. Sonradan okuduklarım da durumumuzun pek iç açıcı olmadığını yazıyordu. Herhalde turnuva umudumuz hemen hemen kalmadı… Gerçi biz Milli takım olarak, Milletimizin genel özelliği gibi son anlarda durumun ciddiyetini anlayıp ilginç geri dönüşler yapabiliyoruz. Bakalım bu kez de süpriz yapabilecek miyiz? Gelelim bizim karşılaşmaya… Öncelikle Elazığ maçını TV’den dikkatlice izlemeye çalıştım. Daha sonra Fuat hocanın yorumlarını dinledim ve en son olarak da forumdaki yazılara bir göz attım. Hoca oynanan futboldan on beş dakika hariç memnun değil… Forumda yazan arkadaşların çoğu da hem hocadan hem de özellikle Ramazan’dan memnun değil. Oyuncu kalitemiz iyi ancak hoca bunu yeterince değerlendiremiyor serzenişleri var… Ligde...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
KOPYA MAÇLAR VE BUNA DA ŞÜKÜR…


  Son haftalardaki karşılaşmalarımızın dikkatli analizi bizi hangi sonuçlara ulaştırıyor? Takım kadrosu, oynanan futbol ve alınan sonuçlar açısından neyi görüyoruz? Acaba başarılı mıyız? Ligin sonu yaklaşırken bu seneyi nasıl kapatacağız ve seneye neler yapmalıyız? Bizim için zorlu maçlar oynayacağımız bir döneme giriyoruz. Fener, Trabzon, Kasımpaşa, BJK ve Bursa ile oynayacağız. Bu zorlu haftalar için şu ana kadar topladığımız puanlar ve kredimiz yeterli mi? İster istemez bu ve benzeri sorular hemen hepimizin son haftalarda sıklıkla aklına takılıyor… Bu yazıda ,son iki maçımızın spesifik yorumundan çok, kısaca sizlerle bizi düşündüren bu sorular hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum… Belki de son birkaç sezondur hep arzuladığımız ve bir beklenti olarak dilimize pelesenk ettiğimiz bir kelime var: İstikrar… İronik olacak ama, son haftalardaki oyunlarımızla istenen kalitede olmasa da bir standartı tutturduğumuzu düşünüyorum. Artık öngörülemez bir futbol oynadığımız ve acaba bu hafta ne yapacağız gibi futbolumuzu öngöremediğimiz günler geride kaldı. Takım belli bir form düzeyini tutturdu

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
ANLAŞILAMAYAN NİYETLER


  Geçen sezonun ilk karşılaşmasından sonraki yazım ‘‘ Kırmızı güller ve Umut veren bir takım’’ başlığını taşıyordu. Hem karşılaşmanın oynandığı günkü ambiyans hem de elde edilen farklı galibiyet beni böyle bir başlık atmaya yöneltmişti. Sezon başında klüp biraz da kesnin ağzını açarak transferler yapmış ancak ligi yine de iyi bir yerde tamamlayamamıştık. Ancak geçen sezonki ligin ilginç yapısının da bunda etkisi olmuştu. Son haftalara girildiğinde düşme riski taşıyan yedi, sekiz takım vardı ve neyse ki biz bu grupta değildik… Bu sezon ise hepimizin bildiği gibi durum tamamen farklı gelişti. İyi oyuncularımızdan bazılarını kaybederken nisbeten düşük rakkamlı transferler yaptık. Takımın başına Gençlerbirliğinin yetiştirdiği en değerli oyunculardan biri olan Metin Diyadin getirildi ve Metin hocanın önüne de yapılan transferlerle oluşturulan bir takım konuldu… Sezon öncesi hocanın  yorumlarını izlerken, takımdan giden önemli oyunculardan, yapılamayan iyi transferlerden dem vurduğunu ve bu kadro yapısıyla en iyisini yapmaya çalışacaklarını ifade eden demeçleri...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
İYİ FUTBOL ve ARTAN BEKLENTİLER


  Yaklaşık bir aydır her hafta, bazen haftada iki kez sevgili dostum ve bir zamanlar öğrencim, şimdilerde ise mesleğinin başlarındaki eczacı arkadaşım İlkay ile Beştepe’nin yolunu tutuyorduk... Son ziyaretimizi de bu hafta Cuma günü yaptık. Neden diye soracak olursanız, malum kombine almak için… Önceki yıllardan tecrübemiz, kapalı tribünde maçı daha rahat izleyebileceğimizi göstermişti. Hem teknik ekip ve futbolculara daha yakındık, hem de sanki sahanın içindeymişçesine olaylara hakim olabiliyorduk.  Bu nedenle kapalı kombinesi bulabilme umudumuzu hiç yitirmeden tesislerimizi sık sık ziyaret ettik. Ya çıkarsa, ya yeni kart basılırsa diye… Sonuçta ne kapalı, ne maraton ve hatta ne de VIP kombinelerinden maalesef hiç birini elde  demedik. En son gün de en azından kendimizi garantiye almak için, hiç olmazsa kale arkası kombinesinden alalım diyerek tesislere gittik. Neredeyse ona bile ulaşamayacaktık… Nitekim, basılan iki bin kale arkası kombineden kalan son yirmi küsür tanesinden iki tanesini alabildik. Kombinelerimize olan bu ilginin acaba nedeni neydi? Üç büyüklerin...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
HATALAR DA FUTBOLA DAHİL


  Hakemler de futbol oyununun bir parçasıdırlar. Genellikle biz onları sahadaki futbolculardan ayırmak istesek de… Oyuncular sıklıkla maç esnasında hatalar yaparlar. Hakemler de… Hatta futbolun tanımlarından biri ‘‘ futbol hatalar oyunudur’’ der. Pazar günü de futbolun hatalar oyunu olduğunu bir kez daha, fakat bizim için hiç de hoş olmayan bir şekilde tekrar yaşadık. Önemli ve sonucu etkileyen bir hakem hatasıyla maçı kaybettik. Bu gibi durumlarda yapılması gereken nedir? Futbolun hatalar oyunu olduğunu, hakemin de hata yapabileceğini düşünüp sessiz kalmak mı, yoksa daha sonra yapılabilecek olası hataları en aza indirmek için konuyu gündeme taşımak mı? Ben makul eleştiri sınırları içerisinde ikinci alternatifin doğru olduğunu düşünüyorum. İlhan Başkan’ın maç sonrası yorumunu okuduğumda, bir klüp başkanı sıfatıyla olabilecek en iyi şekilde bunu dile getirdiğini gördüm. Sanırım karşılaşmayı izleyen taraflı tarafsız

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
METİN HOCA - İLHAN BAŞKAN - CÜNEYT ÇAKIR ve KAYSERİ MAÇI


  Kayseri maçından birkaç gün önce tesisleri ziyaret ettim ve Metin hoca ile de görüşme fırsatı buldum. Metin hoca, taraftarımız tarafından çok sevilen, iyi futbolculuğu ile tanınan ve futbol zekasına güvendiğimiz bir teknik adam. Bizi tesislerde  hem çok sıcak karşıladı hem de takım ve teknik/taktik konulardaki düşüncelerini açıklıkla paylaştı. Bu nedenle kendisine bu ilgisi nedeniyle teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle sizlerle bu görüşmede aldığım bazı notları paylaşacağım. Sonrasında ise Kayseri karşılaşması ile ilgili düşüncelerimi aktaracağım. Hepimizin bildiği gibi Metin hoca sezon başında yeni bir takım devraldı. Geçen seneden özellikle iyi bir kaç futbolcumuzu kaybetmiş buna karşın bir kaç da transfer yapmıştık. Adeta yeniden kurulan bir takım kimliğindeydik. Metin hocaya düşen ise eldeki bu harmandan iyi bir ürün çıkartmaktı. Hocayla görüşmemizdeki ilk konu buydu. İlk haftadaki kötü oyundan sonra ikinci ve üçüncü haftalardaki...

Mustafa Ark
Mustafa Ark
mustafaark@gmail.com
GÖREN DEĞİL BAKAN HAKEMLER..


  Bazı yorumcular için işler kötüye giderken yazı yazmak çok daha kolaydır. Başta teknik direktör olmak üzere, yönetim ve futbolculara verip veriştirirsiniz. Yapılmayan veya yapılamayan transferlerden bahseder, teknik direktörün zaten takımı yanlış taktikle oynattığını söylersiniz. Futbolcuların hırsı ve motivasyonu zaten yeterli değildir... Eh, bu durumda fazla söze gerek de yok deyip durumu toparlarsınız.. Altıncı hafta itibariyle dört puanlı ve ligin on yedinci (rakkamla 17) sırasında yer alan bir takım için, ben de yukarıdaki ifadeleri kullansam pek de yadırganmam sanırım. Fakat ben öyle yapmayacağım… Fener maçını çapraz kale arkasından seyrettim. Burası sahaya oldukça uzak olduğu için de pek çok pozisyonu tam olarak seçemedim. Bu sırada da çeşitli notlar aldım. Metin hocanın oyuncu tercihleri, futbolcularımızın yaptıkları, yapamadıkları vs. vs… Ancak bunların tamamı eve gelip ligtv internet sitesinden karşılaşmanın özetini seyrettiğimde anlamını kaybetti…

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
VİP Oldum Abi!


Sene başı Cavcav’ın önce maratona kombine çıkarmayacağını duyurması, sonra ayağına kadar giden bir heyete tamam, 150 lira iyi mi demesi ama sonra yine de kombine çıkarmaması, lig başladıktan bir süre sonra da bir gün ansızın kombine çıkması...   Bu bilindik hikaye, bu sene protesto mahiyetinde kombine bilet almayışımın mazereti. Ucuz maçlarda sorun olmadı tabii, gidebilecek durumdaysam aldım biletimi gittim. Bu sene ilk defa gidebilecek durumda olduğum ‘büyük’ maç olan BJK maçı gelince işin rengi değişti ama bu sefer de yardımıma bizim mektepte 4. sınıfta okuyan S. yetişti. Ankara’da yaşayan Afrikalılar dayanışmasından mütevellit Isaac’le arkadaşlar ve bu sefer her bir topçuya olduğu gibi Isaac’e de verilen iki ücretsiz VIP biletinden birisi S. üzerinden bana nasip oldu. Son anda 10 lira opsiyonunu duyunca maratona mı gitsem diye düşündüm aslında ama S.’nin orada kavga, sıkıntı olmuyor mu demesi beni kendime getirdi. Elinde VIP bileti olan herkes bir VIP gibi davranmalıydı ve işe (her zamanki bildiği yer olsa bile) maratonun tekin bir yer olmadığını söyleyerek başlayabilirdi. Belli ki zamanla insan zaten buna inanmaya, bu tip lafları inanarak...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
Futbol - Diplomasi


“Futbol”la “diplomasi” arasında enteresan benzerlikler, ortak noktalar var, kimi yazılara da konu olduğu gibi. İkisi de ait oldukları alan içinde belki de en netameli olanları. Genel olarak sporla ilgilenen, spor sevdalısı birisinin futbola biraz “şüpheyle” yaklaşması şaşırtmaz bizi. Sosyal ve/veya beşeri bilimlerle iştigal edenler açısından da “diplomasi (uluslararası ilişkiler)” hemen hemen aynı durumdadır. Televizyonda, gazetede, kahvede ve evde sahip oldukları “popülerlik” ve bunun şekli bir yana neredeyse tamamen “ayağa düşmüş” oldukları da maalesef teslim edilmelidir. İkisi konusunda da öyle bilgi üstüne yorum yapma, fikir sahibi olma vs. hak getire. Mikrofon uzatılan konuşur, çok sıkışırsa bir mikrofon bulur. Bir yanda 4-4-2 taktiği diğer yanda da enerjinin ve hatta suyun “stratejik” kozlar olması meselesi biteviye tartışılır. Dahası, ironik bir şekilde, olaylar “teknik” birer konu seviyesine in(diril)dikçe hakkında konuşan sayısı da artar. Bunun sorumlularından biri de “bilgi”yi entelektüelize edenlerdir tabii ki. Elitist, seçkinci ve uzman diplomatlar ve futbol yorumcuları arttıkça konunun uzmanları bunlarsa ve söyleyebildikleri...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
GOL ÂNI


“Küçük takımlar”ın 19 Mayıs’ı şenlendiren bir avuç taraftarına ithafen…   Gol ânı pek çok farklı açılardan değerlendirilebilir, yaşanabilir. Taraftarı olduğunuz takımın maçıysa söz konusu olan, yiyen ya da atan olmanız en önemli belirleyicidir örneğin. Gol atma ânındaki duygular hem çok anlatılmış ve yüceltilmiştir hem de oldukça “bencilce”dir. “Harika bir vuruştu”dan “nasıl koyduk”a uzanan “geniş” bir kelime haznesi yoluyla dile gelir. Fiziken yapılanlar da cabası. Zıplama, yanındakine sarılma vb.   Ya gol yeme ânı? Golüne ve atılma ânına göre değişmekle birlikte üzüntü, keder, sinirlenme, kahrolma. Hayıflanma ve hatta esaslı bir küfür. Yalnız tüm bunlar da oldukça “bencilce”dir aslında. “Ben-merkezci” bir bakış. Gol yemek benim için kötüdür.   Olayın başka bir boyutu daha var sanki. Neredeyse ancak statta yaşanabilecek, statta tuttuğu takımın maçlarını tutkuyla izlemeyenin anlayamayacağı bir boyut: gol yeme ânında rakip takım taraftarının insana (“ister

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
“Kale”: Futbol-Lisan İlişkisi Üzerine Bir Deneme Denemesi


Giriş İngiliz liginin diğer ülkelerden bariz bir farklılıkla hep "gear five"da yani 5. vites oynanmasının nedeni sanırım çoğumuzun merakını çekmiştir. Ya da futbolun genel olarak bir ülkenin kültürüyle ilgisi. Tabii bu konuda Simon Kuper'in kitabı gibi fazlasıyla "oryantalist" (ama "çok ünlü") çalışmalar da yapıldı, Galeano’nunki gibi sayısız ciddi ve güzel çalışma da. Bir hocam (Oral Sander) Almanlar coğrafi olarak işgale açık yerde yaşadığı için disiplinli olurlar, futbollarını bile bu anlayış belirler demişti.   Gelişme Ben de bir süredir kafamı (niyeyse?) kurcalayan bir ayrıntıya takmıştım: "Kale"yi, yani bildiğimiz topun çizgisini geçip ağlarla kucaklaşması için milyonların seferber olduğu "kale"yi ifade etmek için çeşitli dillerde kullanılan sözcükler ve bunun o ülkenin futbol anlayışıyla (varsa) ilişkisi. Malumunuz İngilizler "goal" diyor ve bu kelimenin ikinci anlamı da amaç/hedef anlamına geliyor (topun çizgiyi geçmesi de gol. Yani hedefe ulaşıldı!). Ve adamlar sürekli gol arıyorlar. Maçın...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
Şikayetçi Olmak


Efendim, futbolsever modelleri dahil memleketin pekbilmiş (duruma göre pekeğitimli, duruma göre pekyetenekli, duruma göre pekbeyaz) ahalisinde epeyce yaygın olan şöyle bir kanı/tavır var: Bu tribünler var ya, eeee, bilgiden, sanattan, estetik zevkten ve hatta -çoğunun doğrudan söylemeye dili varmasa da- insanlıktan nasibini pek almamış bir güruhun iki haftada bir uğramadan edemediği mekanlardandır. Onun üçün, 1970’lerin moda lafıyla, “hâlk”ın akın ettiği bu yerlere “vatandaş”ların ve onlara ait zevk, eğlence ve davranış şekillerinin uğraması uygun değildir. Tamam, artık nasıl olduysa bu mezbelemsi yerlere gönlünü kaptırmış, maalesef kendine yazık eden kimi istisnalar belki vardır ama onlara olsa olsa sessiz sedasız bir kenarda oturmak düşer. Ya da kim bilir belki de onlar da (bir avuç “enteresan” entelektüel müstesna!) bastırdıkları duygu ve davranışlarını fışkırtmak için böyle bir vesileye ihtiyaç duymaktadırlar. Amaaan, her neyse ne, bizden uzak dursunlar ve de biz de oralardan uzak olalım da, ona da şükür.   Durum böyle kodlanınca, ne desek boş aslında. “Orası” besbelli ki “böyle” insanlara...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
Ah bi de şampiyon olsak… Ama neden?


Bir takıma gönül düşürmenin tek nedeni elbette şampiyon olma ihtimali değildir, olmamalıdır  –ki bu en azından Gençlerbirliği dahil bütün “küçük” takımların taraftarları için böyledir. Ve fakat her taraftar da takımını şampiyon görmek ister.   Malum, ancak dört şampiyon çıkarabilmiş ligimizde bir beşinci olabilme potansiyeli en çok Gençlerbirliği’nde var. Ya da biz öyle olduğunu düşünüyoruz, düşünmek istiyoruz. Fakat burada çok önemli bir nokta var. Şampiyonluğun imtiyazlı bir zümrenin tekelinde olduğu(nun düşünüldüğü) bir ortamda şampiyonluk istemenin “başarı hırsı”na eşlik eden “kutlu” bir dürtüsü de vardır, olmalıdır: eşitlik talebi!   Yani, kuru kuruya bir “farklı şampiyon” isteği/umudu olmamalı Gençlerbirliği sevgisini tetikleyen, besleyen. “Eşitlik talebi” yani tabiri caizse düzeni değiştirme fikri akıldan hiç çıkarılmamalı; çıkarılmamalı ki olası bir şampiyonluğa giden süreçte de sonrasında da maksat hasıl olsun, devran değişsin.   Böyle...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
TRİBÜN OLUŞUMU?


Desteklediğimiz takımın maçlarını bizzat takip etmek, edebilmek, etme şansına sahip olmak kuşkusuz ciddi bir şans. 12. adam olma şansını yakalamak, maçın ruhunu uzanıp tutabilecek, gidişata tesir edebilecek mesafede olabilmek az şey değil ki! Tamam, sahadaki olay açısından nesneliğimiz baki ama kısmen ve geçici bir süre için de olsa özne olabilmek (ya da olduğunu sanabilmek!) ciddi bir “kazanç”.   Diğer yandan, bir takımı tutmanın ve/veya tribüne gelmenin malum bir itkisi daha var: Sosyalleşmek. Yani, aslında sahada olup bitenden tamamen bağımsız bir şekilde, hatta yeri geldiğinde sahaya sırtını dönerek, çekirdek çıtlatarak ve dahi yandakine bir pozisyon hakkında ahkâm keserek “özne”(l)liğimizi inşa etmek. Oracıktakilerle sosyalleşmek -kimisi adam yerine konduğunu, kimisi de başkalarını adam yerine koyduğunu sanıp avunarak!   Tabii, bu “oracıktakiler”in bir ortaklığı var: Aynı takıma gönül vermek.   Belki de onun için, ya da buna rağmen, sosyalleşme her zaman (ya da aslında hiçbir zaman) kesmez, gruplaşma ihtiyacı da doğar: Yani, tribün oluşumları. Dayanışma, benzer fikirlerde olanların...

Erdem Denk
Erdem Denk
erdemdenk@hotmail.com
Nevşehirspor’a Minnet


“Vallahi ödevim yok”, “teneffüslerde yaptım ödevimi”, olmadı “gelince bitiririm, söz” diyerek çantamı atarak evden kaçar gibi çıktığımı iyi hatırlıyorum. Defalarca. Derdim, Nevşehir Gazi Stadyumu’nun toprak zeminine kavuşmak. Kale arkasına daha doğrusu. Antrenmanlarda kaçan topları topluyorum, dinlenme aralarında futbolcu sohbetlerine kulak kabartıyorum; iyi güne denk gelmişsem muhabbete “na’ber ufaklık, okulun yok mu senin” şeklinde de olsa ortak ediliyorum. Hele kaleci Sefa’nın etrafında olmak ayrı bir sevinç kaynağı. Çok iyi kaleci, Nevşehirspor için bilmem nereden vazgeçmiş. (Neredeyse 30 yıl sonra arayıp bulduğumda öğreniyorum: Zamanında A genç milli olmuş, Kayseri’de iyi durumdaymış, ama memlekete erken dönmüş, belki hatası da bu olmuş.) Hele dinlenirken yüz üstü yattığını, yedek kaleciye atılan bir şutu hemen kale direğinin arka yamacında hem de hiç istifini bozmadan topukla gelişine sahaya geri gönderdiğini unutmak ne mümkün. O enseden uzun saçını, düpedüz pejmürde kahverengi eşofmanını ve yeşil kaleci kazağını da. Tabii saçlarımı onun gibi uzatacağım dediğimde evde gri...

Üye Girişi
Forumda Son Konular
Ynt: 22.Hafta / Karabükspor -
Ynt: 22.Hafta / Karabükspor -
Ynt: 22.Hafta / Karabükspor -
22.Hafta / Karabükspor - Gen
Ynt: 21.Hafta / Gençlerbirli
Ynt: 21.Hafta / Gençlerbirli
Ynt: 21.Hafta / Gençlerbirli
Ynt: Ümit Özat
Ynt: Ümit Özat
Ynt: 21.Hafta / Gençlerbirli
Forumda Son Konular
Köşe Yazarları
Osman ÖZTÜRK Osman ÖZTÜRK
Memleketin hali gibiymiş halimiz oysa…
Yılmaz Güler Yılmaz Güler
Gençlerbirlği-Eskişehirspor
Alper Pınar Alper Pınar
HEP AYNI NAKARAT
Zafer Cem Özcan Zafer Cem Özcan
Hocasız Transfer Geleneği
Mustafa Ark Mustafa Ark
GÖREN DEĞİL BAKAN HAKEMLER..
Erdem Denk Erdem Denk
Nevşehirspor’a Minnet
Devamı
Köşe Yazarları
Devamı
Süperlig

Warning: file_get_contents(http://www.ligtv.com.tr/LigPuanDurumu.aspx?l=2): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 404 Not Found in /home/hydignc/domains/haydigencler.com/public_html/system_page/simple_html_dom.php on line 39

Notice: Undefined variable: tr in /home/hydignc/domains/haydigencler.com/public_html/system_page/puan_durumu.php on line 21

Notice: Undefined variable: element in /home/hydignc/domains/haydigencler.com/public_html/system_page/puan_durumu.php on line 21

Notice: Array to string conversion in /home/hydignc/domains/haydigencler.com/public_html/system_page/puan_durumu.php on line 21
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz. haydigencler.com 2011
Tasarım : Reyhan Tanıtım